FANDOM


Tahiyye Selâmlar, dualar. Hayır duâları.

Mülk, beka ve devamlılık.

Namazın iki ve dört rek'atı sonunda okunan Ettahiyyat duası.

Selâm verme ve hayır dua etme.

Mülk ve mâlikiyet.

TAHİYYAT Selâmlar. Duâlar. Manevî hayat hediyeleri. Tezahürat-ı hayatiye.

  • Mâlikiyet, beka ve mülk. (Bak: Et-tahiyyatü)

TAHİYYE Selâmlar, dualar. Hayır duâları.

  • Mülk, beka ve devamlılık.
  • Namazın iki ve dört rek'atı sonunda okunan Ettahiyyat duası.
  • Selâm verme ve hayır dua etme.
  • Mülk ve mâlikiyet.

TAHİYYET-ÜL MESCİD Bir mescide veya bir camiye girildiğinde, sevab niyetiyle, oturmadan evvel kılınan namaz.

TAHİYYETÜ'L-MESCİD TAVAFI

Kudûm, ziyaret, umre, veda ve nezir tavafının dışında Mescid-i Haram'a her gidildiğinde yapılan tavafa denir, bu tavafın yapılması müstehaptır. (İ.K.)

TAHİYYETÜ'L-MESCİD NAMAZI

Kelime anlamı bakımından mescidin selamlanması, saygı gösterilmesi demektir. Dinî bir kavram olarak, camiye giren kimsenin, mescidlerin sahibi olan Allah'a saygı ve ta'zîm amacıyla iki rekat namaz kılması anlamına gelir. Hz. Peygamber, "Biriniz mescide girdiğinde, oturmadan önce iki rekat namaz kılsın." buyurmuştur (Müslim, Salatü'l-Müsâfirîn, 11).

Namaz kılınması mekruh olan vakitlerin dışında mescitlere giren kimsenin, oturmadan önce tahiyyetü'l-mescid kılması menduptur. Normal vakitlerde mescide girdiği halde tahiyyetü'l-mescid kılamayan kimsenin, bunun yerine dört defa "sübhanallahi ve'l-hamdü lillahi velâ ilâhe illallahu vallahu ekber" demesi menduptur.

Camiye herhangi bir namazı kılmak için veya farz kılmak ve imama uymak niyetiyle girmek ve oturmadan o namaza başlamak da tahiyyetü'l-mescid yerine geçer. (İ.P.)

TAHIYYATÜ'L-MESCID Tahiyye, hürmet, selâmlama, saygı gösterme; tahiyyetü'l-mescid, mescide hürmet, daha doğrusu mescidin sahibi Allah'a saygı gösterme anlamınadır. Çünkü insanın gayesi mescide yaklaşmak değil onun sahibi Allah'a yaklaşmak ve onun rızasını elde etmektedir. Bu maksatla kılınan namaza da tahiyyetü'l-mescid denir.

Tahiyyetü'l-mescid namazı iki rekat olup müstehaptır. Bir cami veya mescide girildiğinde oturmadan kılınır. Oturulduktan sonra, namaz geçmiş olmayıp yine kılınırsa da, faziletli olan, oturmadan önce kılınmasıdır. Nitekim Ebû Katade (r.a)'dan rivâyet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s); "Sizden biri mescide gelince oturmadan önce iki rekat namaz kılsın" (Ebû Davûd, Salat, 19) buyurmuştur.

Bir mescide ziyaret, ders okuma veya okutma gibi bir maksatla giren Müslüman tahiyyetü'l-mescid namazını kılar. Bir günde bir kaç defa girilirse, bir defasında kılınması kafidir. Dilerse ilk girişinde, dilerse son girişinde kılar. Her girişinde kılması gerekmez.

Bir mescide her hangi bir namazı kılmak veya farzı eda ve imama uymak niyetiyle girmek de tahiyyetü'l-mescid yerine kaim olur. Buna göre bir mescide girince oturmadan önce kılınan her hangi bir namaz tahiyyetü'l-mescid yerine geçer.

Kerahet vaktinde tahiyyetü'l-mescid namazı kılınmaz. Bir mescide girip de meşguliyetinden veya kerahet vakti olması yahut abdestsiz olması gibi sebeplerden dolayı tahiyyetü'l-mescid namazını kılamayan kimse, "Sübbanellâhi ve'l-hamdü li'l-lâhi ve lâ ilâhe illallahü ve'llâhü ekber" der.

TAHİYYE

Sözlük 1: (Ar.) Ka. 1. "Allah ömür versin" demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2. Mülk, malikiyyet.

TAHİYYAT 1 - Soru: "Tahiyye" selamlamak manasına gelmektedir. Namazların oturuşlarında okunan tehiyyat da bu manaya mı gelmektedir?

Cevap: Tahiyyat, asıl itibariyle selamlamalar manasına gelmektedir. Burada "her türlü kavli ibadetler" dille yapılan her türlü ibadet kast olunmaktadır. Peygamber Efendimiz(sav), Rabbani bir ilhamla bunları okuduğunda, Cenab-ı Hak, bu selama mukabele buyurup "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh" cümlesiyle mukabele lütfunda bulunmuştur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz(sav) de "Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin" diye Rabbimizin selamına mukabele etmiştir.

2 - Soru: Bu tahiyyat diğer mezheplerde de aynen okunmakta mıdır?

Cevap: Hanefi mezhebinde olanların okuduğu bu tahiyyat, ashabtan Abdullah bin Mes'ud (ra)'dan rivayet olunan tahiyyat olup Hanbeli mezhebinde çok küçük bir farkla aynen okunmaktadır. Şöyle ki: "Eşhedü en-lailahe illallah" ya da "Vahdehü la şerike leh" kelimelerini ziyade etmekte ve sonunda salevat okunmaktadır.

Maliki mezhebi mensuplarının okudukları tahiyyat ise şöyledir: "Ettehiyyatü lillahi, ezzekiyyatü lillahi, ettayyibatü esselevatü lillahi. Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh. Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin, eşhede en lailahe illallahü vahdehu la şerika lehü ve eşhedü enne Muhammed Abdühü ve Resulüh."

Şafii mezhebi mensuplarının okudukları tahiyyat da şöyledir: "Ettehiyyatü, el-mübarekatü, essalevatü, ettayyibatü lillahi, Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh. Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin. Eşhedü en-lailahe illallah ve eşhedü enne seyidena Muhammeden Resulullah. "Şafii mezhebinde olanların okuduğu bu tahiyyat, ashabtan Ebu Musa ve İbni Abbas (r.a.e.) hazeratının rivayet ettikleri tahiyyat olmaktadır. (el-Fıkıh ala mezahib'l-erbea c. l, s. 165-166)

3 - Soru: Ka'de-i ahirede farz olan oturmak mıdır, yoksa tahiyyat okumak mıdır?

Cevap: Tahiyyat okumak farz değil vacibtir. Oturmak farzdır ve bunda ulemanın icmai vaki olmuştur. Ancak bu oturmanın miktarında değişik beyanlar varsa da biz Hanefilere göre "tahiyyat okuyacak kadar" oturulması gerekmektedir. Bir insan, namazın secdelerinden birini unuttuğunu ka'de-i ahireyi yaptıktan sonra hatırlasa, bu secdeyi ifa eder ve ka'deyi tekrar yapar ve sonunda sehiv secdesi gerekir. Kade-i ahire, rükünleri nihayete erdirmek için meşru olduğundan en sonunda ifa edilmesi gerekmektedir.

4 - Soru: Bir kimse kade-i ahirede teşehhüd okuyacak kadar otursa ve fakat Ettehiyyatü'yü okumadan selam verse nasıl hareket etmesi gerekir?

Cevap: Önce tahiyyatı okuması, daha sonra selam verip, sehiv secdesi yapması gerekir.

5 - Soru: Bir kimse, tahiyyatı secdede okuyup sonra kalkıp otursa ve selam verse ne lazım gelir?

Cevap: Teşehhüdü mahallinden başka bir yerde okuduğu için namazın sonunda sehiv secdesi yapması gerekir.

6 - Soru: Sünnet'i istihfaf ile (hafife alarak) terk etmenin sonucu nedir?

Cevap: İstihfaf, izaha muhtaç bulunan bir kelimedir. Bir kimsenin istihfafı o sünnetin şariin nazarında ihtimam olunmayan bir şey olduğu zaman ile olursa "günah" olur. Şayet bu hafife alma şarii istihfaf olursa küfürdür. (Ni-metü'l-İslam, s. 153)

7 - Soru: Teşehhüdde parmak kaldırmak hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: Bu, namazın sünnetlerindendir. Sağ elin baş parmağı ile orta parmağı halka haline getirilerek "La ilahe" derken şehadet parmağını kaldırır, "İllallah"ta indirir. (Nimetü'l-İslam, l. ks, s. 167-168)

8 - Behce Fetvalarından: "Tahiyyatta (otururken) özrü bulunmadığı halde sağ ayağını dikmemek, sünneti terketmek olur" (H.Ec. 1/11)

9 - Soru: Bir kimse sünnet-i müekkede veya farz namazların birinci teşehhüdünde "Allahümme salli ve barik"i okumuş olsa ne yapmalıdır, namaz sahih midir?

Cevap: Farz olan namazda kıyamı geciktirdiği için (sünnet-i müekkede ise farz olan kıraati geciktirmiş olacağı için) sehiv secdesi yapması gerekir. Böyle bir hal namazı bozmayacağından ibadet sahihtir

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.