Sevan Nişanyan (Սևան Նշանյան; d.1956, İstanbul), Ermeni kökenli Türk vatandaşı yazar, dilbilimci, öğretim üyesi, ve otel işletmecisi.

Biyografisi[düzenle | kaynağı değiştir]

Orta öğrenimini Işık Lisesi ve Robert Kolej'de tamamladı. 1974'te ABD'ye giderek Yale Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi'nde tarih, felsefe ve Güney Amerika Siyasi Sistemleri üzerine eğitim gördü.

1984-1985 yıllarında Commodore 64 adlı kişisel bilgisayarı (PC) Türkiye'ye getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi oldu. Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı. Türkiye'nin ilk popüler bilgisayar dergisi olan Commodore'u kurup orada Baytan Bitirmez müstear ismiyle yazılar yazdı.[1]

Sevan Nişanyan, çeşitli İngiliz ve Uzakdoğu yayınevleri için seyahat kitapları kaleme aldı. 1998 yılında Küçük Oteller KitabıŞablon:'nı, ilk kez yayımladı. Türk turizmine kitle turizmi dışında yeni bir yön kazandırma çabası olarak görülebilecek Küçük Oteller Kitabı'nı her sene yenileyerek bir referans kitabı haline geldi.

1995 yılında eşi Müjde ile birlikte İzmir'in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne yerleşen Nişanyan, bu köyde geleneksel mimari dokuyu korumak ve canlandırmak için yaptığı çalışmalarla tanındı. Eski köy evlerini geleneksel tarzda onararak oluşturduğu Nişanyan Evleri adlı otel 1999'da işletmeye girdi. Şirince'de yıkılmakta olan evleri resmi izin olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2001 yılında 2863 sayılı yasa kapsamında 10 ay hapis yattı.[2]

Bu dönemde Türkçenin etimolojisi üzerine ilk kapsamlı bilimsel çalışma olan Sözlerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü adlı eserini tamamladı; aynı sözlüğün popüler bir özeti olan Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı adlı kitabı yazdı.[3]

2004'te İnsan Hakları Derneği tarafından verilen Ayşenur Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü'ne layık görüldü.[kaynak belirtilmeli] Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri hakkında resmî görüşün verilerini sorgulayan Ankara'nın Doğusundaki Türkiye adlı gezi rehberi 2006'da yayımlandı.

Nişanyan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine ilişkin eleştirel görüşlere yer veren Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru adlı kitabı 2008'de basıldı. Sözlerin SoyağacıŞablon:'nın geniş ölçüde gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni versiyonu da aynı tarihte piyasaya sunuldu.

Agos gazetesindeki köşe yazarlığının yanısıra, 29 Ekim 2008 ve 14 Aralık 2009 tarihleri arasında Taraf gazetesinde "Kelimebaz" adıyla dile ilişkin köşe yazıları yazdı. Bu yazıları iki ayrı kitapta toplanarak "Kelimabaz - 1" ve "Kelimebaz - 2" isimleriyle yayımlandı.

2009'dan itibaren Anadolu yer adlarına ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışmanın ilk ürünleri 2010'da piyasaya çıkan "Adını Unutan Ülke: Türkiye'de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü" adlı kitapta ve Index Anatolicus web sitesinde yayımlandı.

Kişisel yaşamı[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Eski eşi Müjde Tönbekici'den üç, toplam dört çocuğu vardır.
  • 2008 senesinde eşi Müjde Tönbekici'nin üzerine bir kavanoz dışkı atmasının ardından gerçekleşen sert tepkiler nedeniyle AGOS gazetesindeki görevi tartışma konusu olmuştur.[4] Yazar, boşanma davası açan eşi Müjde'nin üzerine bir kavanoz dışkı boşaltmasını "Müjde Hanım'ın davranışına tam olarak uyan sembolik bir jest" olarak nitelendirmiştir.[5]

Kitaplar[düzenle | kaynağı değiştir]

Dipnotlar[düzenle | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[düzenle | kaynağı değiştir]

fr:Sevan Nişanyan


Entellektürle Kürşat Bumin in kelimebaz köşesi üzerine yazısı[düzenle | kaynağı değiştir]

'Kelimebaz'ın tiryakilik yaratan köşesi [http://]yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=17811&y=KursatBumin]

Taraf okurlarının önemli bir bölümünün de benim gibi "Kelimebaz" köşesinin tiryakisi olduğunu sanıyorum.

Nişanyan'ın bu seçiminden dolayı çok memnunuz doğrusu... Bir okur, bir okur-yazar, ya da bir yazar-okur olalım fark etmez, hangimiz her Allah'ın günü "sabah duası" (Hegel) gibi göz gezdirdiğimiz "Türk matbuatı"nda az da olsa farklı lezzet köşeleri aramıyoruz?

Sizinkini bilmem ama benim tercihim, Taraf'ı elime alır almaz doğru "Kelimebaz" köşesine ilerlemek oluyor...

"Etimoloji"yi merkeze alarak hemen her alana kaçabilmenin mümkün olduğunu tabii ki biliyorsunuz. Gündelik dilde üzerinde bir saniye bile düşünmeden kullandığımız (kullandıkları) bir sözcüğün altını eşelemek, dilbilimden başlayarak her türden tarihi, geniş anlamıyla kültürel hayatı, medeniyet tarihlerinı, zihniyet araştırmalarını (...) içine alan büyük bir arkeolojik uğraş olsa gerek...

Ve bu işi –doğrusu- Nişanyan müthiş yapıyor... Hele de bazı günler müthişten de müthiş! Mesela yakınlarda el attığı şu "töz" meselesi; ya da doğrudan, "etimoloji" yerine "kökenbilim"i tercih etmesi yönünde kendisine ulaşan taleplere yetiştirdiği şu güzel cevap:

"Onlarla (saydığı diğer diller) dalga boyunda konuşmak daha iyi değil mi, illa ayrılıkçı mı takılmak gerek?"

İsterseniz, "Kelimebaz"da yer alanlar içinde özellikle dikkat çektiğine inandığım bir eşeleme örneğine daha geniş yer ayıralım. Gazete ve televizyon ekranlarında hâlâ devam eden bir "yanlış anlama"ya ilişkin bu örnek.

Biliyorsunuz; "üniversite"den söz açılır açılmaz şöyle bir "nutuk" başlıyor hemen:

"Efendim, 'üniversite' sözcüğü Latince 'üniversel", yani "evrensel" sözcüğünden türediği için bu kurum adına uygun olarak evrensel değerlerle mücehhez olmalıdır, vesaire..."

Ve bu yerleşik akıl yürütmenin bir ürünü olarak da "üniversite"den "evrenkent" olarak söz etmek...

Nişanyan, "Evrenkent imiş, güleyim bari! Cahilliğin bu kadarı ancak okumakla olur demişler. Univercity değil amca university!" diyerek başladığı yazısında "üniversite" sözcüğünün sanıldığı gibi "univers", yani "evren" sözcüğünden türemediğini, illa bir "kök" aranacaksa bunun "üniversitas" olduğunu söylüyordu. Sonrasını kendisi anlatsın:

"Universitas başka, evrenle alakası yok, 'birlik, dernek, cemiyet'. Ortaçağ hukukunda 'tüzel kişilik sahibi lonca' için kullanılan bir tabir. Galiba ilk kez 1160'larda Paris'te, ya da ondan beş on yıl önce İtalya'daki Bologna'da ders okutan hocalar bir araya gelip haklarını daha iyi korumak ve kim ders verebilir kim veremez meselesini kurala bağlamak için bir universitas kurmuşlar. Bir de resmi berat almışlar ki, eşrafı, derebeysi, kilisesi, paşası, eşkıyası şusu busu işlerine karışmasın, kendi koydukları kurallar çerçevesinde serbestçe ders verebilsinler."

Nişanyan, yazısını yararlı bir karşılaştırma ile şöyle bitirmiş:

"Benzeri ne medresede var, ne Bizans'ta, ne Roma'da, ne Çin'de.

'Kendi kurallarımı ben koyarım, buna karışamazsın' demişler, çatır çatır da kabul ettirmişler.

Dershaneden yahut asker mektebinden ayıran yanı bu: üniversite olması. Bizde daha halâ olmayan nesne."

Sonuç olarak, "Kelimebaz" köşesinin bu yıl Türk matbuatında karşılaştığımız yeniliklerin başında geldiğini söyleyebiliriz. Hoş geldi, anlamlı ve keyifli okumalar getirdi...

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.