FANDOM


Azim Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
İnsan Şiiri


2'li tablo sunumuEdit

Seyfi Baba(Orjinal Metni)
Seyfi Baba(Güncel Türkçesi)
Geçen akşam eve geldim

Dediler: Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş Nesi varmış acaba?

Geçen akşam eve geldim. Dediler:

-Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. -Nesi varmış acaba?

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah...

Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah!

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

Keşke ben evde olaydım...Üzüldüm, vah vah!

Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol!...

Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol

Bir fener yok mu, verin...Nerede sopam? Kız çabuk ol..

Gecikirsem kalırım beklemeyin...Çünkü yol

Hem uzun, hem de bataktır...

- Daha a'lâ, kalınız Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.

Hem uzun,hem de bataktır...-Daha iyi, kalınız:

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalnız.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak;

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum ölmüşleri bütün âferine.

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrâfını tektük hisse

Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrafını tek tük kısmetini.

Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:

Gerçi ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyorum daha uykusuzluktan dolayı sersemliği üstünde onun:

Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara;

Bazen kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Bazen ölgün ışıkları düşer bir mezara;

Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;

Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;

Bazen bir tavanı çökük evin altında koşar;

Bazen de bir harap mabedin üstünden aşar;

Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır;

Bazen pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu kişilere çekinmez, sataşır;

Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan,

Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan

Gecenin uzayıp giden örtüsünü çekmiş, çıplak.

Sokulup bir saçağın altında sanki uyuyan

Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer;

Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;

Evsiz barksız binlerce yoksul insanlar;

Sesi dinmiş yuvalar, toprağa serilmiş evler;

Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı;

O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları;

Kocasından boşanan bir sürü zavallı kadın;

O kopan evlilik bağının yavruları, darmadağın;

Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!

Karanlığın, yer yer, içinde kabaran süprüntüler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen aileler!

Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil!

Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil...

Gece yol kesen, sabah olmaz mı bakarsın, dilenci!

Serseri, derbeder, başıboş, haydut, katil...

Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!

Böylece kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana gösterecek bir kere... Niçin? Belli değil!

Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek,

Hatm-i enfâs edivermez mi hemen "cız!" diyerek?

Ya o zavallı da yağmur suyunu içerek,

Son nefesini vermez mi hemen "cız!" diyerek?

O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!
O zaman işitme ve dokunma duyusunun sürüklemesiyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi.

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyleyeyim kalbime korku geldi.

Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener

Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer,

Hele ya Rabbi şükür, karşıdan üç tane fener

Geçiyor...Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,

Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

Giderim arkalarından...

Yolu buldum zaten. Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.

Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.

İşte karşımda bizim eski dostun yurdu.

Bakalım var mı ışık? Eğer yoksa muhakkak uyudu.

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem...

Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık...

Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık

İyi ama kapı zaten aralık...

Galiba bir çıkan olmuş... Neme lazım, artık,

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri.

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini:

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakirin sesini:

- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!

Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.

-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım!

Haklısın, bende kabahat ki haber yollamadım.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım,

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne!

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nur indi mumum kör gözüne!

O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh,

Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh,

O zaman yarı açılıp karanlığın perdesi, birdenbire,

Göründü bir çıplak yoksulluk sahnesi ki göze,

Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl:

O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl!

Şair olsam yine tavsir etmek bence imkânsız:

Hayal o perişanlığı çünkü göz önüne getiremez!

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba.

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba.

- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir...

- Sen otur, ben ararım... - Olsa içerdik, iyidir...

-Ihlamur verdi demin komşu...Bulaydık şunu bir.

-Sen otur, ben ararım... -Olsa içerdik, iyidir...

Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

İşte buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

-Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

- Mehmed Ağa'nın evi akmış. Onu aktarmak için

Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.

-Mehmet Ağa'nın evi akmış.

Onu aktarmak için dama çıktım,soğuk aldım, oluyor on beş gün.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Hadi aktarmıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Hadi aktarmayayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok;

Osman,gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman.

Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç

Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Eli ekmek tutacak?

İşte saat belki de üç (1) Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,

İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,

Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Ama önce şu yoksul insanı memnun edeyim.

Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî:

Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

O zaman birdenbire içimden şu sonsuz hasret koptu:

Ya namus ve haysiyeti koruma duygusundan mahrum yaratılsaydım ya da param olsaydı!


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.