FANDOM


Bakınız

Şablon:Madalyalarbakınız d


Osmanlılarda madalya

Osmanlı Devleti’nin ilk madalyası, Patrona Halil Ayaklanmasından sonra, 1730 yılında, Suftan L Mahmut zamanında altın olarak çıkartılan “Ferahi Madalyası”dır.
1754 yılında Sultan III. Osman, “Sikke-i Cedid madalyaları
Sultan III. Selim, H.1216 (1801} “Vak’ayı Mısriye Madalyası
Sultan II. Mahmut zamanında H.1240 (1824} yılında çıkarılan “İşkodra Madalyası” (diğer adı Camii Nusret Madalyası) ,
H.1249 (1833) yılında Hünkar İskelesi Madalyası
Sultan Abdülmecid zamanında, H.1255 (1839) iftihar Madalyası
Sultan Abdülmecid, H. 1267 M850) yılında Tanzimat-ı Hayriye
Almanya İmparatoru VVilhelm II madalyası ve Avusturya – Macaristan imparatoru Kari madalyası
Sinop madalyası, Silistre madalyası, Kırım madalyası (Sivastopol madalyası), Kars madalyası, Karadağ madalyası, Plevne madalyası, 93 Harbi madalyası
Kürdistan madalyası, Yemen madalyası, Bosna madalyası, Karadağ madlayası, Girit madalyası
Hicaz Demiryolu , Kolera Salgını, Hareket-i Arz
Tahsis i Can Madalyası
Madalyalar, nişanlar gibi bir hizmetin önceden belirli şartlara bağlı sistematik taltifi değil, olağanüstü bir basarının kazanılmış hakkı olduğundan geri alınamaz.
Madalyaları nişanlardan ayıran bir başka özellik de askeri ve sivil kurumlar ve kuruluşların tüzel kişilikleri adına da dağıtılabilmesidir 10 . Örneğin bir alay sancağına takılması gibi.


Silistre nedir?Edit

Silistre, denizcilik malzemelerinin en belirgin ve en eskilerinden bir tanesidir. İngilizce anlamı ise The Boatswain’s Pipe’dır. İlk olarak Haçlılar (1262) ve Romalılar zamanında, İngiliz kürekçilere gemilerine gelebilecek ani saldırıları haber vermek maksadıyla ve 13 ve 14’üncü yüzyıllarda Akdeniz ülkelerinin bahriyelerinde kullanılmıştır. Daha sonraları ise gemilerde üst rütbeli subayların gemiye gelişi gibi bazı ikazları duyurmak maksadıyla kullanılmaya başlanmıştır. İlerleyen yıllarda ise kürek çeken personele ses ile kumanda etmeden, daha kolay kumanda imkanı sağladığı için tercih edilmiş; kısa bir düdük ile hazırlık yapılması, aynı anda ve tempolu kürek çekilmesi için de uzun ve fasılalı bir şekilde çalınmıştır. Osmanlı Donanması hakkında yazılan yazılarda kürekçilere tempo vermek maksadıyla Osmanlı bahriyesinde de bir düdük kullanıldığına dair bilgilere rastlanılmaktadır. Silistrenin özel açılı yapısından dolayı çıkardığı tiz ses güvertede oluşan bir çok gürültü arasında hatta fırtınalı havalarda bile rahatlıkla duyulabilmektedir. Bu ses, uç kısımda bulunan şamandıra deliği genişletilerek ayarlanabilmektedir. Silistre çalınması, denizci dilinde emirlerin iletilmesi anlamına gelmektedir. Sözlü emir vermeden belirli standart emirlerin icra edilmesi maksadıyla da bazı çalma metotları günümüzde kullanılmaktadır. İngiliz denizcilik standartlarına göre silistrenin bugünkü şekli 1870 yılında dizayn edilmiş, patenti verilmiş ve gemilerde personele standart emirleri anons etmek maksadıyla kullanılmaya başlanmıştır. Pirinçten veya kurşundan imal edilen silistreler, 99 cm (39 inch) uzunluğunda zincir/zincir örmeli el incesi ile birlikte kullanılmaktadır. Standart silistrenin ölçüleri; boyu 12.7 cm (5 inch) ve ağırlığı zinciri ile birlikte 45 gramdır. II. Abdülhamit zamanında, yaklaşık kırk yıl boyunca Osmanlı Donanması’nın ıslahı görevini yürüten Amiral Henry Fe. WOODS’un anılarında bahriyemizde silistrenin bugünkü haliyle kullanıldığına dair bilgilere rastlanmaktadır. Silistrede alçak ve yüksek olarak iki nota şekli, basit-düz (plain), titreyen (trill) ve de şakıyan (warble) olarak üç ayrı ses tonu bulunmaktadır.

Silistre dört şekilde tutularak çalınabilmektedir: “Basit Alçak” notada çalmak için sabit bir şekilde şamandıranın ucunda bulunan delik kapatılmadan üflenmesi gerekmektedir. “Basit Yüksek” nota delikten çıkan havaya baskı yaparak, şamandıranın etrafını parmaklarla kapatarak ve deliğin köşelerine ve silistrenin namlu kısmına dokunmamaya dikkat ederek elde edilir. “Şakıyarak” çalmak için seri bir şekilde bir kanarya kuşunun şakımasına benzer bir sesle ani üflemeler ile elde edilir. “Titreyerek” çalmak için dilin üflerken RRRR harfinin yuvarlanarak söylenmesi şeklinde titretilmesi gerekmektedir. Günümüzde silistre, Türk Deniz Kuvvetlerinde askeri ve sivil şahısların gemiye geliş ve gidişlerinde selam makamında çalınan düdük olarak adlandırılmaktadır. Aşağıda belirtilen askeri ve sivil şahısların gemiye geliş ve gidişlerinde silistre çalınır: (1) Cumhurbaşkanı, (2) Başbakan ve Meclis Başkanı, (3) Hükümet erkanı, (4) Gemiyi resmen ziyaret eden milli ve ecnebi devlet ricali, (5) Amiral ve generaller, (6) Albaydan binbaşıya kadar (Binbaşı dahil) kara, deniz ve hava subayları, (7) Birlik ve gemi kumandanı olan deniz subayları. Silistre ne zaman çalınır? 1. Silistre gemiye gelişlerde, merasim yapılacak şahıs iskelenin alt tavasına ayak bastığı anda ve gemiden ayrılışlarda alt tavadan vasıtaya ayak bastığı anda çalışmaya başlar. 2. Gemi kıçtan kara veya aborda iken, kıçtan kara iskelesinden veya aborda tarafından gemiye giren şahıslara da silistre çalınır. 3. Silistre saat 08.00 den arya sancağa kadar olan zaman içinde gemiye gelen ve giden şahıslara çalınır. Saat 08.00 den evvel ve arya sancaktan sonra çalınmaz.

Silistre madalyasıEdit

Osmanlı Devleti’nin ilk madalyası, Patrona Halil Ayaklanmasından sonra, 1730 yılında, Suftan L Mahmut zamanında altın olarak çıkartılan “Ferahi Madalyası”dır.

Ardından 1754 yılında Sultan III. Osman, sikke reformu nedeniyle altından “Sikke-i Cedid” Madalyaları bastırmıştır.

Sultan III. Selim zamanında, H.1216 (1801} yılında ortaya çıkan Mısır Vakası dolayısıyla padişah tarafından orada bulunmuş olan Osmanlı ve İngiliz rütbeli subay ve erlerine dağıtılmak üzere altın ve gümüşten “Vak’ayı Mısriye Madalyası” çıkarılmıştır

Sultan II. Mahmut zamanında H.1240 (1824} yılında çıkarılan “İşkodra Madalyası” (diğer adı Camii Nusret Madalyasıdır) , altın, gümüş ve bakır olmak üzere üç tipte çıkarılmıştır H.1249 (1833) yılında çıkarılan Hünkar İskelesi Madalyası ise altın ve gümüş olarak bastırılmıştır.

Sultan Abdülmecid zamanında, H.1255 (1839) yılında basılan iftihar Madalyasının da altın ve gümüş olarak iki çeşidi vardır

Sultan Abdülmecid, cülusundan hemen sonra, modern sikke darbı için yeni bir darphanenin kurulmasını istemiş ve Topkapı Saray’ımı bahçesindeki Darphane binasının inşasına başlanmıştır IV. Mehmet döneminde kurulmuş olan S3i3y darphanesinin II. Mahmut döne-minden sonra Sultan Abdülmecid döneminde yeniden inşa edilmesi Osmanlı sikkelerinde yeni bir dönem açmıştır

Yeni darphanede sikke basımını yürütmek, mevcut çalışanları eğitmek ve yeni uzmanlar yetiştirmek için Avrupa’dan uzmanlar getirilmiştir Darphane 1343 yılında sikke darbına hazır hale gelmiş ve basım işlerinde modern aletlerin kullanılmasıyla sikkelerin ayarlarının her zaman aynı tutulması sağlanmıştır.

Yine Abdülmecid döneminde, Tanzimat’ın ilanı dolayısıyla H. 1267 M850) yılında Tanzimat-ı Hayriye” adında çok değerli bir madalya çıkarılmıştır. Tunç olarak basılan bu madalyanın basım yeri Brüksel’dir.

Ancak Tanzimat dönemi sonrasında Önemli bir kimsenin ya da bir olayın hatırasını yaşatmak, fahri bir ödülün kanıtı olmak veya savaşlarda yararlık gösterenlere verilmek üzere, boyuna ya da göğüse asılan takı anlamında madalyalar devlet tarafından bastırılmış ve dağıtılmıştırs. Örneğin; Sultan ll.Abdülhamid ve Sultan V.Mehmet’in saltanatları sırasında ülkemizi ziyaret eden Almanya İmparatoru VVilhelm II ve Avusturya – Macaristan imparatoru Kari ile yapılan mülakat dolayısıyla bastırılan madalyalar gibi.

Sinop, Silistre, Kırım (Sivastopol), Kars, Karadağ, Plevne, 93 Harbi gibi savaşların anısına. Kürdistan, Yemen, Bosna, Karadağ, Girit isyanları gibi isyanların bastırılması anısına ve Hicaz Demiryolu nun açılışı. Kolera Salgını, Hareket-i Arz gibi önemli olayların anısına da madalyalar bastırılmıştır. Ayrıca Avrupa ülkelerindeki uygulamaları takliden “vuku-u” muhtemel olayların kahramanlarına verilmek üzere “Tahsis i Can Madalyası” gibi Önceden bastırılıp beratlarıyla beraber hazır bekletilenler de vardı».

Madalyalar, nişanlar gibi bir hizmetin önceden belirli şartlara bağlı sistematik taltifi değil, olağanüstü bir basarının kazanılmış hakkı olduğundan geri alınamaz. (Fakat bazı hallerde geri alınabilirdi. Örneğin. Kızılay Madalyaları kötü ahlaki haller edinilmesi halinde geri alınırdı.) Madalyaları nişanlardan ayıran bir başka özellik de askeri ve sivil kurumlar ve kuruluşların tüzel kişilikleri adına da dağıtılabilmesidir 10 . Örneğin bir alay sancağına takılması gibi.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.