FANDOM


Sırrı Süreyya Önder Bir Hapishane Hatırası-1

Sırrı Süreyya Önder'in hapishane anıları Açık Cezaevi Kapalı Cezaevi farkı ve bir Çinçin Mahallesi'nde çingenenin cürmümeşhut ve emperyalizm üzerindeki konuşmaları

TÜRK HUKUKUNDA MEŞHUT SUÇ KAVRAMI, UNSURLARI VE GÖRÜNÜŞ ŞEKILLERI Edit

Teoman GÖKÇE *


I. KAVRAM VE TANIM Edit

1.Terim

"Meşhut" kelimesi arapça kökenli olup, "işhat", "şahit" sözcükleri ile aynı kökten gelmektedir.. Sözcük anlamı itibariyle, gözle görülen , müşahede edilen, tanık olunan anlamına gelmektedir.

Hukuki terim olarak, Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda "meşhut suç " terimi, 1982 Anayasası'nda ise "suçüstü " terimi kullanılmıştır (AY. m.19). Ceza Kanunu'nda "cürmü meşhut " terimine de rastlanmaktadır (TCK. m. 527).

Türk Hukukunda yazarlar tarafından hem "meşhut suç" terimi, hem de suçüstü terimi kullanılmıştır. Bünlardan Yehisey, Taner, Tosun ve Centel, "meşhut , suç", Yurtean, Kunter, Dönmezer-. Erman "suçüstü " terimini kııllanmişlardır. -

Meşhut suç terimi Almanca "fırische Tat ", ingilizce "flagrant of- fence" , fransızca "flarant delit italyanca, "delito flagranto " sözcükleri ile ifade edilmektedir. ", Bu sözcükler kelime anlamı itibariyle birbirine yakın olup apaçık , besbelli , açık-seçik anlamlanna gel- mektedir.

Türk Hukukunda meşhut suç terimi, kelime olarak ifade ettiği "şahitli " suçun yanında, daha geniş anlamları kapsamaktadır

(*)

Yargıtay 10. Ceza Dairesi Tetkik Hakimi


2. Kavram Edit

a. Genel OlarakEdit

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 127. maddesinin 3. fıkrasında, meşhut suçu "işlenmekte olan suç" şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca kanun, aynı maddenin dördüncü fıkrasında "henüz işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden hemen sonra zabıta veya suçtan zarar gören şahıs tarafından takip edilerek veya suçun pek az evvel işlendiğini gösteren eşya veya izlerle yakalanan kimsenin işlediği suç da meşhut suç sayılır." ifadesini hükme bağlamıştır (1).

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunumuza mehaz teşkil eden Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 127. maddesi de (2), meşhut suç ile ilgilidir. Bu kanunun 127. maddesinde yapılan meşhut suç tarifi, bizim kanunumuzdan farklılık göstermektedir.

Hem Türk Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na, hem de Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun konuyla ilgili maddelerine bakıldığında, meşhut suç açısından iki durum göze çarpmaktadır. Birincisi, suçun işlenmekte oluşu sırasındaki durum, ikincisi ise işlendikten sonraki durum. Hemen belirtmek gerekir ki, bu iki durumun varlığı, başlı başına meşhut suçu meydana getirememekte, bunun yanı sıra, failin kısa sürede yakalanması gerekmektedir (3). -


b. Meşhut Suç Kavramının Özü Edit

İşlenilen bir suçu, diğer suçlardan ayırarak, "meşhut" yapan unsuru belirlemek kavramın özünü ortaya koyacaktır. Başlı başına bir suçun işlenmesinin o suçu meşhut suç haline getiremeyeceği ortadadır. Aksi taktirde işlenilen bütün, suçlar meşhut suç olacaktır. Bu durumda suçu meşhut suç yapan unsuru, "kısa süre" ve "yakalama" özelliklerinde aramak gerekecektir. Şu halde, bir suç işlenmiş ve bu suç faili, suçun işlenmesinden itibaren kısa bir süre sonra yakalanmış olsun ki suç meşhut suç sayılsın. Ancak "yakalama" unsurunu geniş anlamda düşünmek gerekir. Suçun niteliğinden ve suçlunun kim olduğundan haberdar olunması suçun meşhut suç sayılması için yeterlidir.(4) Diğer bir anlatımla meşhut suç,bir suçun işlenmesi fiili ile değil ,faalin suçu işlerken (5) veya işledikten sonra geniş anlamda yakalanması ile ilgilidir. Gerçekten ilk bakışta objektif olarak açık seçik olarak görülen suç meşhut suçtur. Kısa bir bir araştırma sonunda yine objektif olarak ortaya çıkarılmış suç da meşhut suçtur. Ancak faalin suç işlediği konusunda kimsenin bilgisinin bulunmadığı durumlarda , meşhut suçtan söz edilemez.(6)

(1) Türkçeye çevrilmiş metin için bkz: İÇEL-YENİSEY, Karşılaştırmalı ve Uygulamalı Ceza Kanunları, İst. 1991. (2 İÇEL/YENİSEY, a.g,k.

(3) Erdener YURTCAN, Ceza Yargılaması Hukuku, 4.B, İst. 1991; s. 606, KUNTER, s. 829.


c. TanımEdit

Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nda belirtilen, "işlenmekte olan suç" tanımı,tam anlamıyla meşhut suç halini ve meşhut suçu tanımlayamamaktadır.Çünkü,her suç bakımından, bir "işlenmekte olma" aşaması bulunmaktadır.Meşhut suçta suç işlenirken başkaları tarafından görünme şartı aranmazsa,her suç işlendiğinde görülmelidir gibi anlamsız bir sonuca varılır(7).Gerçekten meşhut suçu, işlenmekte olan suç olarak tarif etmek, onun ne olduğunu ortaya koymak açısından, yeterli ve doyurucu bir tanım değildir.Belirtildiği üzere meşhut olmayan suçlarda da "işlenmekte olma"aşaması bulunmaktadır. Söz konusu tanıma göre, bütün suçların meşhut suç olacağı gibi yanlış bir netice ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, bir suçun sadece işlenmekte olması başlı başına onu meşhut suç yapmayacaktır. Ayrıca, işlenmekte olan veya işlenmiş suçun kendisinden ve failinden kısa bir zaman içerisinde haberdar olunması gerekir.

(4) Gian Franko BONETFO, "Flagranza", Çev. Selahattin KEYMAN, Enciclo- pedia Dritto, C. XVII, Dersleri, Y. 1968, (Muhakemenin ss. 762-768,Öztekin Yuruyü şti), TOSUN, C. İİ, Türk 2.13 İst. Suç 1976, Mu'

s. 52. (5) BONETI'O, s. 763, TOSUN, C. II, s. 53. (6) TOSUN, C. İİ, s. 52-53. (7) TOSUN, C. İl, s. 52-53.


Yukarıdaki açıklamalar altında meşhut suçu, suçun işlenmesi anından itibaren kısa bir zaman içerisinde suçun ve failin kuşkuya neden olmayacak şekilde açıkça belirlendiği suç olarak tarif etmek mümkündür.

=d. NitelikEdit

Meşhut suç kavramımın niteliklerini belirtmekteki amaç, bu kavramın özelliklerini sergileyerek, onun diğer suçlardan farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu şekilde kavram daha iyi anlaşılmış olacaktır.-

Meşhut suçun niteliklerini; meşhut suça toplumun tepkisinin fazla oluşu ve suçun ispatmın kolaylaşması olarak iki başlık altında incelemek mümkündür.

aa. Meşhut Suça Karşı Toplumsal Tepkinin Fazla Oluşu Edit

Meşhut suç, toplum içinde etkileri, tepkileri ve sonuçları gözlenebilen sosyal bir gerçekliktir. Bu gerçekliğe tarih boyunca hukukçular ve idareciler kayıtsız kalamamışlardır. Bu yüzden meşhut suç Roma'dan bugüne farklı bir muhakemeyi gerektirmiştir. Hatta meşhut suç sanığına normal cezadan daha fazla ceza verilmiştir (8). Meşhut suçlarda, suçun işlenişi ve sonuçları halkın gözü önünde cereyan ettiğinden,diğer suçlara göre halk üzerinde daha fazla heyecan uyandırmakta, halkın suçlulara karşı pinini daha fazla artırmaktadır 9 toplumun bu tür suçların faillerini yakalandıklarında onları linç etmeye kalkıştı kları da görülmüştür bu ise meşhut suçların kamuoyunda daha fazla korku endişe ve tepkiye neden olduğunu ortaya koymaktadır.


Toplumsal tepkiler, kanun koyucunun dikkatini çekerek, bu tür suçları muhakeme edecek, özel bir muhakeme usulünün kabulünü gerekli kılmıştır (11).

(8) Faustüı HELIE, Traite De ı'instruction Criminelle Du Thearie Du Code

D'instriuction Criminelle, C. Il!, Paris 1956. (9) TANER, s. 324. (10) Tahir

Kanun TANER,

Layiliası "Ağır Hakkında", Cezalı Olmayan İÜHFM., Y. Meşhut 1936, Suçların s. 11, ün. Muhakeme 1;

Usulü

(11) Hamide TOPÇUOĞLU, Hukuk Sosyolojisi Ders Notları, Ankara 1992, s. 4.


bb. Meşhut Suçun Ispatının Kolay OlmasıEdit

Herhangi bir olayın kanıtlanması, ileri sürülen bu olay hakkında yargılama makamının olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi ile mümkün olabilir (12). Yargılama makamının önüne gelmeyen bir olay, herkes tarafindan görülmüş olsa ve her şey açıkça ortada olsa dahi, o olay hukuken ispat edilmiş oimayacaktır (13). Bu durumda, bir suçun işlendiğinin, suç yerindeki kimseler tarafından görülmesi, failin yakalanması veya kimliğinin belirlenmesi, başlı başına iddianın veya olayın ispat edildiği anlamına gelmeyecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bir suçun meşhut suç niteliğini ka- zanması, olayın, kolluk veya savcı tarafindan öğrenilmesinden sonra mümkün olabilecektir. Bu safhadaki bir suç, daha yargılama makamfı önünde inceleme aşamasına gelmediği için, ispat safhasından önceki bir haldedir.

Ancak suçün meşhuden işlenmiş olması, onun yargılama makamı önünde ispatlanmasını kolaylaştıracaktır. ispat başilangıcıdır. Bu durum medeni yargılamadaki "yazılı delil başlangıcı"na benzetilebilir (14). . Ayrıca, suça konu olan olaya bu derece açık-seçik vakıf olunması, yargılamanın bazı bölümlerinin atlanarak, daha kısa zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkanrılmasına neden olabilir (15).

Il. TÜRK HUKUKUNDA MEŞHUT SUÇUN UNSURLARIEdit

İşlenilen bir suçun meşhut sayılabilmesi için bir takım unsurların bulunması gerekir. Bu unsurlanrı; belli bir suçun işlenmiş olması, failin açıkça belirlenmiş olması, failin suçu işlemesi ile geniş anlamda yakalanması arasında uzun bir süre geçmemiş olması şeklinde belirtmek mümkündür.

(12) Öztekin tOSUN, Türk Suç Muhakemesi Hukuku Dersleri, Genel Kısım, 4. B, İstanbul 1984, s. 247-248, Nurullah KUNTER, Muhakeme Hukuku Dah Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 9. 8, İst. 1989, s. 498-499. (13) KUNTER, s. 499-500. (14) Baki KURU, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 4. B, Ankara 1991, s. 371-

372: . (15) HELIE, C. İİ!, s. 463.


1. Belli Bir Suçun İşlenmiş OlmasıEdit

Meşhut suçtan söz edebilmek için, öncelikle ortada belli bir suçun mevcudiyeti gerekmektedir. İşlenmiş bir suç olmazsa meşhut suçtan da söz edilemeyecektir. Acaba işlenmiş her suç meşhut suçun oluşması açısından yeterli olabilecek midir? Bu durum, suçları sınıflandırarak inceleme sonucunda belli olacaktır.

a. Cürümler-kabahatlerEdit

Suçlar ağırlıkları bakımından; cürüm ve kabahat olmak üzere ikiye ayrılırlar (16). Suçların cürüm ya da kabahat olmak üzere ikiye ayrılması, bunların meşhut suç olup olmaması yönünden bir ayrım meydana getirmektedir. Cürümler işlenirken meşhuden işlenebileceği gibi, kabahatler de meşhuden işlenebileceklerdir.

Cürümle, kabahat arasındaki ayrım, her ikisinin de meşhut suç olması durumunda, bu suçların meşhut suçların muhakemesine tabi olması açısından önem kazanacaktır. Bir çok kanunda kabahatlerin, meşhut suç muhakemesine ya hiç girmediği ya da çok azı itibarıyla bu muhakemeye tabi tutulduğu gözlemlenmektedir. Örneğin, Fransız hukukunda kabahatler tamamen bu tür muhakemenin dışında bırakılmıştır. Türk hukukunda ise, 3005 sayılı "Meşhut Suçların Muhakemesi Kanunu"nun 1/B maddesi kabahat nevi bazı suçlan bu muhakeme içerisine almıştır (17). Ayrıca özel kanunlarda yazılı bütün kabahatler Meşhut Suçlar Muhakemesi Kanunu'nun kapsamı dışındadır (18).

(16) Suçları, yine ağırlıkları yönünden, kabahat, [[cünha] ve cinayet olmak üzere üçe ayıran kanunlar da bulunmaktadır. Sulhi DÖNMEZER-Sahir ERMAN, Na2ari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1, 10. B, İstanbul 1987, s.341, Emin AR- TUR, "Suç Genel Teorisi", Ceza Hukuku El Kitabı, İstanbul 1989, s. 194, Ta- hir TANER, Ceza Hukuku, Genel Kısım, İstanbul 1989, s. 86. ' (17) MSMK. m. 1/E, "...Türk Ceza Kanunu'nun 529, 534, 536, 537, 539, 545,547, 548, 551, 565, 567, 568, 571, 572, 573, 574, 575, ve 576. maddeleri ile 540. maddenin ikinci fıkrasındaki yazılı meşhut olarak işlenen kabahatler hakkında takip ve duruşma bu kanun hükümlerine tabidir. (18) Fahrettin KARAOĞLAN, Meşhut suçlar Kanunu Üzerine Bir İnceleme",

Adalet Dergisi, S. 23, Y. 1936, s. 1663-1664.

b. Müteselsil SuçlarEdit

Bir suçun meydana gelmesi için, kanunda belirtilen neticenin oluşması yeterlidir. Adam öldürme suçunda kişinin ölmesi gibi. Ancak öyle bir takım suçlar vardır ki, bu suçlarda neticenin bir defa meydana gelmesi sanığa ceza verilmesi için yeterli olmamaktadır. Sanığın aynı-suç işleme kasti ile kanunun aynı maddesini birden fazla ihlal ettiği bu tür suçlara müteselsil suç adı verilmektedir (19). Söz konusu suçlarda birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, fail aynı suç işleme kasti ile hareket ettiği için, kendisine bir defa ceza verilir. Örneğin, bir kasiyerin çalıştığı marketin kasasından değişik zamanlarda ayrı ayrı para alması olayında, birden fazlà hırsızlik suçunun neticesini meydana gelmiş olmasına rağmen bir tek ceza verilir.

Müteselsil suçun meşhut olup olmayacağı, dolayısıyla meşhut suç muhakemesine tabi tutulup tutulamayacağı, bu suçun niteliğinde kabul edilen ölçüye bağlıdır.

Müteselsil suç için, gerçek birlik kabul edilirse, her bakımdan tek suç sayılır. Bu nedenle, yasalarda açıkça yer alsın ya da almasın her alanda tek suç işlemi görür (20). Söz konusu anlayışa göre, müteselsil suçun meşhut sayılması için son hareketin meşhut olması yeterlidir. Diğer bir ifade ile müteselsil suç eylemini oluşturan son hareket meşhut ise, müteselsil suçun tümü meşhut suçtur ve meşhut suç muhakemesine tabi tutulmalıdır. Çünkü, teselsülü meydana getiren suçlar bağımsızlıklarını yitirmiştir.

Müteselsil suç için gerçek birlik değil de, farazi bir birlik kabul edilirse, bu suç ancak yasalarda açıkça gösterilen hallerde tek suç sayılır ve unsur suçlar bağımsızlıklarını kaybeder (21). Belirtilen durumda, müteselsil suçun unsurlarından olan son hareketin (su-

(19) Uğur ALACAKAPTAN, Suçun Unsurları, 3. B, Ankara 1970, s. 51. Öztekin TOSUN, "Müteselsil Suçlar" İÜT-İFM., C. XXİJ, S. 1-4, Y. 1965, as. 124-149, Sulhi DÖNMEZER-ERMAN, C. I,s. 380, TANER, Ceza Hukuku, s. 102. (20) Kayıhan İÇEL, Suçlann İçtimaı, İstanbul 1972, as. 89-93, ALACAKAPTAN,

s. 51, DÖNMEZER-ERMAN, C. 1, s:424. (21) DÖNMEZER-ERMAN, C. 1, s. 425-426, IÇEL, s. 93, ALACAKAPTAN, s. 51.


çun) meşhut olması, suçun tamamının meşhut suç sayılması için yeterli olmaz. Unsur suçlar bağımsızlıklarını korumaktadır. Bu nedenle , müteselsil suçun meşhut sayılması için her bir unsurun (suçun) meşhut olması gerekir.

Kanaatimizce, müteselsil suç için ister gerçek birlik, isterse farazi birlik kabul edilsin, son hareket yada unsur suç meşhut ise, müteselsil suçun tamamı meşhut sayılmalıdır. Suçun meşhut sayılması için diğer hareket ya da unsur suçların da meşhut olmasını aramak gereksizdir. Çünkü, son hareketi oluşturan unsur suç meşhut olmakla, fail ve müteselsil suç objektif olarak açıkça ortaya çıkmaktadır. Meşhut suç da suçun ve failin açıkça belirlenmesi olduğuna göre, fail artık meşhut suç muhakemesine göre muhakeme edilmelidir.

c. Ani SuçlarEdit

İhmal veya icrai hareketlerin meydana getirdiği sonucun devam etmeyip, son bulması halinde suç ani suçtur (22). Ancak, şunu belirtmek gerekir ki, yapılan bir hareket sonucunda neticenin bir süre sonra meydana gelmesi, onun ani suç olma niteliğini ortadan kaldırmaktadır. Önemli olan, suçun neticesinin devam etmemesidir. Aksi halde suç, mütemadi suç olacaktır (23).

Ani suçların meşhuden işlenmesine hukuki ve fiili bir engel bulunmamaktadır. Buna göre, ani suçu meydana getiren fiilin ve failin açıkça belirlenmiş olması, onu meşhut suç haline getirecek, muhakemesinin meşhut suç muhakemesine göre yapılmasını sağlayacaktır. Örneğin adam öldürme filinde, fail ve fiil açıkça belli ise, bu suçun muhakemesi meşhut suç muhakemesine göre yapılacaktır.


(22)Nevzat TOROSLU, Ceza Hukuku, Ankara 1988, s. 158, DÖNMEZER-ER- MAN, C. 1, s. 373, ARTUK, s. 199-200, TANER, Ceza Hukuku, s. 97-98. (23)DÖNMEZER-ERMAN, C. 1, s. 373-374, ALACAKAPTAN, s. 47, ARTUK, s.

199-200.

92 TÜRKİYE BAROLAR BIRLIĞI DERGİSİ SF1

d. Mütemadi SuçlarEdit

Bir fiil neticesinde meydana gelen sonucun hemen sona ermeyip, devam ettiği suçlara mütemadi suç adı verilir (24). Mütemadi suçta devam eden ve hemen sona ermeyen, sonucun kendisidir. Sonuç devam ettiği sürece suçun da işlenmesine devam edilmektedir.Doktrinde yazarların çoğunluğu, bir suçun mütemadi sayılabilmesi için failin temadiye, istediği anda son verebilmesi gerektiğini belirtirler.(25).

Mütemadi suçlar da meşhut suç olabilir. 26 Alıkoyma erkeğin zinası gibi suçların meşhut suç olması mümkündür. İtalyan cm CMKnun on 237 maddesi, Mütemadi suçların dan meşhut olabileceğini belirterek bu konudaki kuşkuları ortadan kaldırmıştır. Ancak Erem, yakalanan kimsenin daha önce ölmesi gibi sonucu bir süre sonra meydana gelen ani suç ile yaralanan kimse de oluşan sürekli sakatlık gibi sonucu devam eden ani suçun birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayarak Birinci de meşhutun kabul edilebilirliğini karşın ikincide bunun kabulünün olanaksız olduğunu belirtmektedir(27).


Kanaatimizce Bu son görüşe katılmak mümkün değildir. örnek verilen her iki suç da meşhut suç olabilir. meşhut suç, suçun Vefa ilim belli bir süre içerisinde açıkça belirlenmesidir. bu suçlar belirtilen şartları taşıyorsa Şüphesiz meşhut suç olacaklardır.

Yargıtay da, mütemadi suçların faili yakalanıncaya kadar işlenmesine devam edilen suçlar olduğunu ve söz konusu suçların faili meşhuden yakalandığı takdirde, suç türü bakımından aksine bir açıklık bulunmadıkça, meşhut suç mahkemesine tabi tutulabileceği görüşündedir.(28)

(24) DÖNMEZER-ERMAN, C. 1, s. 373, TOROSLU, s.160, TANER, Ceza Huku-

ku, 8.97-98, ARTUK, (26) (25) Ayhan MEZER-ERMAN, Faruk S. 199-200.

EREM, ÖNDER, Diyalektik "Mütemadi C. I,s.375, Açıdan Suç", ALACAKAPTAN, İTJHFM., ceza Yargılaması C. XIX, s. 48. S. Hukuku, 1-2, ss. 75-120, 6. Bi Ankara DON- 1986, s. 656, BoNErro; s.763 (27) (28) Ygt. EREM, Kazai 4.CD., İçtihatlar Diyalektik E. 1975/6188, Dergisi,Y. Açıdan, K. s. 1976; 197515960 657-65$.

K. 1975/1721 sayılı, 10.6.1975 t. S. kararı, 182, sayılı, Yargıtay s. 4353. 13.11.1075 Ygt. Kararları 5. CD., t. Dergisi, kararı, E. 1975/1563, İlmi S. 3, ve s. 417.


e. İtiyadi SuçlarEdit

Aynı hareketIerin yinelenmesi ve bu yinelenmelerin failde alışkanlığı gösterecek sayıda olmasıyla meydana gelen suçlara itiyadi suç denir. İtiyadi suçları, diğer birden fazla hareketli suçlardan ayıran husus, bu suçu meydana getiren hareketin aynı türden olmasıdır. Türk hukukunda itiyadi suça örnek olarak tefecilik gösterilmektedir. Buna göre, faizle para vermenin itiyadı gösterecek şekilde tekerrür etmesi gerekir ki suç meydana gelsin (29 DÖNMEZER-ERMAN, C. 1, s. 363, ARTUK, s. 196-197, TANER, Ceza Hukuku s. ıoo-ıoı).

İtiyadi suçun meşhut suç olabilmesi için, bütün hareketlerin etraftaki kişiler tarafından görülmüş olması gerekliliği ortaya çıkmakta ise de, uygulamada böyle bir durumla karşılaşmak imkansız gibidir. Bu ise, hiç bir itiyadi suçun me şhuden, işlenerneyeceği anlamına gelmektedir.

Bize göre, itiyadi suçu da meşhut suç olması açısından müteselsil suç gibi düşünmek gerekir. Yani, önceki hareketlerin itiyadı teşekkül ettirecek sayıda olması koşuluyla son hareketin meşhuden işlenmiş olması, itiyadi suçun meşhut olması için yeterli sayılmalıdır.

2. Şart: Failin Açıkça Belirlenmiş OlmasıEdit

Bir suçun meşhut sayılabilmesi için gerekli olan ikinci şart, failin açıkça, kuşkuya yer bırakmadan ve objektif olarak belirlenmiş olmasıdır. Bu ise, işlenilen fiile başkasınm ıttılaını gerekli kılar. Yani suç işlenirken başka birisinin de bulunması ve bu kişinin suç ve fail hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir (30 TOSUN, C. II, s. 52.)

Doktrinde meşhut suçun göreceli bir kavram olduğu, buna göre bir kimse için meşhut sayılan bir suçun, başka bir kişi için meşhut olmayabileceği belirtilmektedir (31 Ayhan KÖKSAL, "Yakalama", (Doktora Tezi), İstanbul 1963, s. 42.). Ferdi açıdan bakıldığında göreceli gibi görünen meşhutluk durumu, hukuki açıdan kişiler için göreceli olunmasına bakılmaksızın, eğer fiil ve failin belirlenmesi söz konusu ise, kendisine hukuki sonuçlar bağlanacaktır .Sanığın suçu işlediği hakkındaki bu bilgi çok defa görmek şeklinde olacaktır, fakat sesleri duymak, dokunarak farkına varmak şeklinde de olabilir (32 - Amerikan mahkemeleri bazı kararlarında “suçun o şahıs tarafından işlendiğini gösterecek şekilde yakalayanın gözlem sahası içinde olması” durumuna suçun meşhutluğunu kabul için yeterli saymış, görmek fiilini alamamıştır suçun işlendiğini gösteren bir takım seslerin duyulması Sanığın Faili olduğunda şüphe edilmeyecek kadar suç yerine yakın olması halinde meşhut suç varsayılmıştır. suç gösterecek var meşhutluğunu işlendiğini şüphe sayılmıştır. mahkemeleri edilemeyecek şekilde gösteren (American jurisprudence, vol IV, s. 22,. nak., Ayhan KÖKSAL, s. 36, dn. 53)). Buna karşılık, sanığın suçu işlediği yönünde kimsenin bilgisinin olmadığı durumlarda, tabi olarak meşhut suçtan da bahsedilemeyecektir (33 TOSUN, C. Il, s. 52.). Suçu işleyen sanığın, diğer şahıslarca belirlenmesi iki şekilde olabilir; fail ya suçu işlerken görülecek ya da suçu işledikten sonra tespit edilecektir.

a. Failin Suçu İşlerken Belirlenmesi (Yakalanması) Edit

Fail, suçu işlerken yani suçun unsurunu teşkil eden icra eylemlerini gerçekleştirirken görevliler ya da üçüncü şahıslarca tespit edilebilir. Bu durumda yakalanan kişi, suçunu inkar edemeyecektir. Çünkü, söz konusu suçun icra hareketlerini yerine getirirken yakalanmıştır. Meşhut suçun bu görünüşü, usul açısından suçu işlediğini kabül etmesi anlamına gelmektedir. Böylelikle, sanık duruşmada olayın aksi yönünde görüş ileri süremeyecektir (34 GARRAUD, C. İlİ, s. 233. ).

Faili meşhuden belirleyen üçüncü şahıs, 'suçu duyu organları yardımıyla öğrenmiş olmalıdır. Bu duhım, üçüncü şahsın duyu organlarının suçun işlendiği sırada faaliyette olması zorunluluğunu gerekli kılar. Belirtilen nedenden ötürü, uyuyan bir kimsenin yanında işlenen suçun, meşhut suç sayılması mümkün değildir (35 BONETTO, s. 764). Diğer taraftan, suça vakıf olan şahsm, ayrıca fiili ceza hukukuna aykırılık biçiminde de görüp, öğrenmiş olması gerekmektedir. Üçüncü şahsın, işlenilen fiilin genel anlamda ceza hukukuna

aykırı olduğunu değerlendirebilecek durumda olmasının yeterli olduğu, aynca bunu belli bir suç olarak nitelemesinin gerekmediği ileri sürülmektedir (36)(36) BONErrO, s. 764,'TOSİJN, C. II, s. 52 (87) BONErrO, s. 765. Kanaatimizce, üçüncü şahsın tanık olduğu fiilin, hukuka aykırı olduğunun farkında olması yeterli kabul etmek gerekir. Diğer bir ifade ile, yapılmakta olan hareketin meşru olmadığım anlayabilmelidir-.

Bir kimsenin suç işlediğini duyu organları yardımıyla öğrenen kimsenin suçu ilgili yerlere bildirmiş olması da gerekir, üçüncü şahıs bunu yapmaz da pasif kalırsa, eylemi gözlemiş olması daha sonra kendisinin tanık olarak dinlenmesini gerektirebilir, fakat suç meşhut olmaz denilmektedir (37). Gerçekten, üçüncü şahsın eylemi gözlemiş olması kendisini o olayın tanığı kılar. Suçu meşhut hale sokmak istiyorsa gözlemenin haricinde harekete geçip, faili yakalamaya kalkışması veya yetkililere haber vermesi gerekir.

b. Failin Suçu İşledikten Sonra BelirlenmesiEdit

Fail suç işledikten sonra, meşhuden iki şekilde belirlenebilir. Birincisinde, fail suçla ilişkisi kesilmeden, bağlantı kopmadan üçüncü kişiler tarafından bilinçli olarak bulunabilir. ikincisinde ise, fa- il tesadüfi olarak öyle bir durumda yakalanır ki, kendisinin bir suç işlediği açıkça bellidir ya da küçük bir araştırma ik ortaya çıkabilecek durumdadır. Bunlardan ilkine failin bilinçli olarak yakalanması (belirlenmesi) diğerine ise, tesadüfi yakalanması adını veriyoruz. -

aa. Bilinçli YakalamaEdit

Suçun dışındaki üçüncü kişiler, faili suç işlerken görmemişler ve yakalayamamışlardır. Fakat, suçu işledikten hemen sonra suç yerinde veya kovalanarak meşhuden yakalanmıştır. Bu arada failin belirlenmesi bakımından, işlediği suçla bağlantısı kopmamıştır. Söz konusu hal, failin suç işlerken görülmesi halinden şu şekilde ayrılır; suç işlerken, belirlenmede, suçun icra hareketiyle



yakalama aramda 'hemzamanlık" ilişkisi vardır. Burada ise, suçun işlenmesiyle, failin belirlenmesi açısından "derhal ölmaklık" ilişkisi kurulmuştur. Bt halde üçüncü şahsın eylemi, suçu işlerken belirlenmede olduğu gibi, yalnızca suçun araştırılması ile sınırlı olmayacak , ayrıca suç failinin belirlenmesine ve kovalanmasına yönelik bulunacaktır (38).(38)BONErrO, s. 765, TOSUN, C. II, s. 53, TANER, s. 329.

Üçüncü şahsın suçu ve faili belirlemeye (yakalamaya) yönelik eylemi derhal olmalıdır. Bundan, failin eylemi biter bitmez, suçla bağlantısı kopmadan, üçüncü şahsın failin tespit edilmesine yönelik eyleminin başlaması gerektiği anlaşılmalıdır . (39). (39)BONETTO, s. 765-766. Bilinçli yakalama falin suçu işlediği yerde ve henüz bu yerden ayrılmadan Yapılabileceği gibi, arkasından kullanarak da gerçekleştirilebilecektir.

=bb. Tesadüfi YakalamaEdit

Bilinçli yakalamada, suçla failin bağlantısı kopmamasına karşın, tesadüfi yakalamada böyle bir bağlantı söz konusu değildir. Diğer bir deyimle bilinçli yakalamada, yakalamada, yakalanması sırasındaki fail-suç ilişkisi, failin yakalanmasından sonra kurulacaktır. Bu ikinci durumda fail, bir takım eşyà ve izlerle tesadüfen yakalanmıştır. Bu eşya sonra, ve izler onun apaçık bir ya meşhut da genellikle suç faili olduğunu gösterecektir.

Tesadüfi yakalamada, yakalanan, belli şartlar içinde bulunan kimsedir. Eşya ve iz gibi unsurların, üçüncü şahıs tarafından maddi bütünlükleri ile görülmüş ve öğrenilmiş olmaları gerekir. Bu eşya ve izler objektif ve dokunulabilir olmalıdır. Ayrıca söz konusu iz ve belirtilerin belirgin ve herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde suçun işlendiğini gösterebilir nitelikte olması gerekir (40). (40)BONETTO, s. 766.

Suçun işlenmesiyle yakalanan arasındaki bağlantı, Tesadüfi yakalamada kopmuştur. Ancak bu kopukluğun sınırının ne olacağı belirsizdir.


Bununla birlikte, söz konusu kopukluğun; eşya ve izlerin görülmesinin, herhangi bir şüpheye yer kalmayacak şekilde daha önce işlenmiş bir suça bağlanmasını engelleyecek sınırı aşmaması gerekir.

•Burada, yakalanan kimse üzerinde bulunan belirtinin suçla ilişkisi ve belirti kavramı üzerinde biraz durmak gerekir. Belirti, bir olguya gerçek olabilme niteliği veren koşullar olarak tanımlanabir. Doğal ya da yapay olabilir. Doğal belirti, bir olayın parçalarından biridir. Bu parça suç işleyenin iradesi dışında ve çoğu zaman ona karşın, olayı doğal bir şekilde temsil eder. Doğal belirtinin somut olayın bir parçası olup olmadığının tespiti özenli bir araştırmayı gerektirir. Bunların tek başına ispat kuvveti yoktur. Doğal belirtiler, eşyaya ilişkin belirtiler ve kişiye ilişkin belirtiler olmak üzere ikiye ayrılır. Tabanca, bıçak, sahte para, fren izi, eşyaya ilişkindir. Sanığın kan grubu, parmak izi, sanığın suçtan önceki ve sonraki ruhsal durumu gibi belirtiler ise, kişiye ilişkindirler. Doğal belirtiler, insan iradesi dışında oluştuklanndan objektiftirler. Ancak çabuk değişebilir ya da değiştirilebilirler. Yapay belirtiler insan yapısıdır. Doğal belirtilerin ispat amacıyla oluşturulmamış olmasına karşın, yapay belirtiler, herhangi bir durumu kanıtlamak için meydana getirilmişlerdir. Bunlar da kişilere ya da eşyalara ilişkin olabilir. Resmi kıyafet, takılan nişan, ad ve soyad gibi belirtiler yapay belirtilerdir. Yapay belirtilerin de tek başına kanıtlama gücü yoktur (41).(41) TOSUN, C. 1, s. 773, KUNTER, s. 654.

Belirti, bir suçun niteliğini, sanığın eylem tarzını ya da suçun belirli bir kimseye isnat edilebilirliğini açıklamaya yönelik olmalıdır. Meşhut suçta önemli olan, suçun bir kimseye yüklenebileceğini gösteren suçlandırıcı belirtidir. Örneğin, yasadışı bir toplantıda bulunanlar üzerine boyalı bir maddenin püskürtülmesinden sonra, giysisinde veya vücudunda bu türden boyanın bulunması, o kimsenin bu yasadışı toplantıya katılmış olduğunu gösterir. Kolluk görevlilerince gece sorguya çekilmekte olan bir kimsenin kaçması onun suç işlediğinin belirtisi sayılır (42).(42) Charles PARILA-Jean MONTREU!L, Traiti De Procedure Pe'naİe Policiere,Paris-1970, s. 205-206., TOSUN, C. 1, s.774.


Hemen belirtelim ki, tesadüfi yakalamada bulunan belirtiler meşhut şuç yolunu açar nitelikte suçlandırıcı belirtilerdir. Meşhut suç araştırma ve soruşturması sırasında toplanmış belirtilerle karıştırmamak gerekir (43). (43)PARRA-MONTREUIL, s. 195.

Kanaatimizce, bir kimse üzerinde bulunan eşya, iz ve belirtiler onun suçluluğunu kesin olarak göstermediği takdirde, meşhut suçun varlığı söz konusu değildir. Ancak bunlar o kimsenin suç işlediğini düşündürebilir ve bu düşünce üzerine yapılacak küçük bir araştırma sonucu elde edilebilecek bulgular, yeniden bir meşhut suçu ortaya koyabilir.

3. Failin Suç İşlemesi İle Belirlenmesi Arasında Uzun Bir Süre Geçmemiş Olması

Bir suçun, meşhut suç olabilmesi için gerekli üçüncü şart, failin suçu işlemesi ile belirlenip yakalanması arasında uzun bir sürenin geçmemiş olmasıdır. Yanı, fail; "kısa bir süre içerisinde" belirlenmelidir (44).(44)TANER, s. 330.

Meşhut suçların bir kısmında, suçla birlikte fail de hemen belirlenmektedir. Bu gibi durumlarda suçun işlenmesiyle, failin tespiti aynı anda olduğundan, aralarında süre söz konusu olmayacaktır.Dolayısıyla herhangi bir sorun ortaya çıkmayacaktır. Buna karşın, suçun işlenmesi ile sanığı yakalanması aynı ana rastlamaz ve arada bir süre geçmiş olursa, suçun meşhut olması (sayılması) için geçen bu sürenin en fazla ne kadar olması gerekecektir?.

Fransa Ceza Muhakemesi Kanunu bu süreye ölçü alarak "eyleme çok yakın zaman içinde" yakalanmış olmayı, İtalyan Ceza Muhakemesi Kanunu "suçtan hemen sonra" yakalanma ve suçun "az evvel" işlenmesini, Ceza Muhakemesi Kanunumuz ise, mehaz Alman Ceza Muhakemesi Kanunu'nda kabul edilmiş olan, "pek az evvel" işlenmeyi esas almaktadır.



3005 sayılı Meşhut Suçlann Muhakemesi Kanunu'nda bu konuyla ilgili hiç bir hüküm yer almamıştır. Ancak Adalet . Bakanlığı'nca hazırlanan talimatnamenin 3. maddesinde "Kanunun ruh ve manasından mülhem olmak sureti ile c. müddei umumileri suçun yaptığı tesirlerin de derecesini ölçerek bu müddetin kaç gün olabileceğini tayin ederler." hükmü yer almaktadır. Buna göre, suçun meşhut olabilmesi için, işlenmesiyle failin tespit edilip, yakalanması arasındaki geçen süre, her suçun bıraktığı etkiye, olayın özelliklerine, işlenen suça, türüne, işlenme biçimine, icra ile yer ve zaman bakımından illiyet bağına göre takdir edilecektir (45). (45)Nur CENTEL, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama ve Yakalama, İstanbul 1972, s. 180.

Suçun meşhut olması için, suçun işlenmesiyle sanığın yakalanması arasında en çok ne kadar süre geçmesi gerektiği konusunu, her somut suçun özellikleri dikkate alınarak, hakimin tedbirlice kullanacağı ölçülere bırakmak yerinde olacaktır (46).(46)BONErrO, s. 776, TANER, s. 381, TOSUN, C. İİ, s. 54. (47)CENTEL, s. 180.

Fransız hukukunda bu süre yirmi dört saati geçmemektedir. Alman öğretisinde bir görüşe göre de bu süre yirmi dört saattir (47).

III. MEŞHUT SUÇ ŞEKİLLERİEdit

1. Meşhut Olan HalEdit

Asıl ya da yalnızca meşhut suç denilen bu şekil, failin suçu işlerken yani icra hareketlerini yerine getirirken, kendisinden başka üçüncü bir şahıs tarafından belirlendiği durumu belirtir (48)- (48)TANER, s. 829, TOSUN, C. Il, s.52, EROL, s.83. Sanık suçu işlerken, suçtan zarar gören, tanıklar ya da kamu görevlilerince eylem halinde belirlenmiştir. Ayrıca, failin olay yerinde tutulması gerekmemektedir (49). (49)KARAOĞLAN, s. 1661. Failin belirlenmesinin suçun meşhut kalma süresi içerisinde olması gerekir.

• Suçu işlerken meşhuden tespit edilen failin suçu inkar etmesi mümkün değildir. Çünkü herşey ortada iken, fail suçu icra halinde ve icra hareketleri henüz bitmemişken yakalanmıştır (50).. (50)TOSUN, C. Il, s. 52-53, EREM, s. 693


2. Meşhut Sayılan Haller. Edit

Mevcut olan halin,Meşhur sayılan hallerden farkı, bu halde, failin suçu işlemekte iken yakalanmasına karşın, 2. halde, onun suçu işledikten sonra, diğer bir ifade ile icra hareketlerini bitirdikten sonra yakalanması söz konusudur. ceza muhakemeleri usulü kanunu muz meşhut sayılan halleri kendilerine özgü belirgin özelliklere göre üçe ayırarak incelemiştir. (CMUK madde 127)


a. Suçun Az Önce işlendiği Hal

Bu meşhut suç şeklinde, suç kanununun tabiriyle “henüz işlenmiş” bir suçtur (CMUK, m. 127). Yasa, "henüz" tabiriyle ne kadar sürenin söz konusu olduğunu belirtmiştir. Ancak bu tür ifadelerden, suçun pek kısa bir zaman içinde işletilmiş olmasının istenildiği anlaşılmaktadır 51 Örneğin fail suçtan birkaç dakika sonra suç yerinde belirlenmiş ya da suç ortaya çıkarıldığı sırada olay yerini terk etmiştir. Bu tür olaylarda meşhutluğun, failin bıraktığı maddi kanıtlarla ya da tanıklarla belirlenmesi zorunlu değildir. Ffailin suç olgusuna sıkı bir zaman yakınlığı yeterlidir 52(51) (52) (53) TANER, s.329, HELIE, C. 111, s.468,.GARRAUD, TANER, s. 329, HELIB, C. İli, s. 468.


Yukarıda da belirtildiği üzere, bu tür meşhut suçtan Fire suçu işlerken görülme, suç işlenmiş bitmiştir. fakat suç apaçık ortadadır; tüm izler yaşamaktadır, tanıklar olay yerinde. halkın heyecanı devam etmektedir. Fail ster yakalansın İster yakalanması Eylem'le araştırmanın konusudur. suç belirtileri herkesin gözü önüne serilmiştir 53. ancak bu durumdaki meşhut suç meşhut olan suç kadar açık ve kesin değildir 54 (54) TOSUN, C. İl, s.53.

b. Failin Takip Edilerek Yakalandığı Meşhut Suç

Meşhut suçun bu tipinde, suç işlenmiş ve fail suç yerinden ayrılmış kaçmaktadır. Ancak, kendisi bu suç nedeniyle. izlenmektedir. söz konusu Söz konusu izlenme nedeniyle suç meşhut sayılmaktadır.

HELIF, C. ilİ, s.468, GARRAUD, C. İl!, s. 233. C. il İ, s.233.



(60) Bahri ÖZTÜRK, Uygulamah Suç Muhakemesi Hukuku, C. II, İzmir. 1988, s.87-88.

Suçun işlenmesinden sonra, suçtan zarar gören kimsenin ya da suçun işlendiğini görenlerin, kaçmakta olan failin yakalanması için bağırmaları (55) sonucunda failin yakalanması ile suç meşhut olacaktır. Örneğin, bir yankesicinin, tramvay veya iskelede bir kimsenin cüzdanını çaldıktan sonra kaçarken arkasmdan bağırılarak veya takip edilerek yakalanması halinde, bu kişinin işlediği suçu meşhut suç kabul etmek gerekir (56);'

FaiIi takip edilerek yakalandığı meşhut suç şekli çok eski zamanlardan itibaren bilinmekte ve uygulanmaktadır: Eski Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "velvele-i nas", Romalıların "quiritatio' Fransızlar'ın "clanıeur ublique" dedikleri durumdur. Suçlu olduğu iddia edilen kişi kaçarken, arkasından suçtan zarar gören kişinin veya üçüncü şahısların "tutun, tutun" diye bağırdıkları meşhut suç şeklidir (57). (57) TANER, s. 329, GARRAUD, C. İli, s. 234, HELIE, C. .111, s. 469.

Bu gibi durumlarda, sanık suçu işledikten sonra kaçmaya başladığı için, kendisinin fail olduğu sanılmakta, bu yüzden kendisi kovalanmaktadır (58);(58) Feyyaz GÖLCÜKLÜ, Ceza Davasında Şahıs Hürriyeti (Muvakkat Yakalama, Tevkif), Ankara 1958, s. 60, TOSUN, C. II, s. 53, EROL, s. 83. (59) TANER, s. 330.

Failin, bu meşhut suç tipinde de suçu işledikten ne kadar süre içerisinde kovalanıp yakalanması gerektiği ,hususunda bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece aradaki zamanın kısa olması gerektiği söylenmektedir.

e. Failin Suçu Az Önce İşlemiş Olduğunu Gösteren Eşya, iz veya Belirtilerle Yakalanması Hali

Bu çeşit meşhut suçta, fail suçu işlerken tespit edilememiş, kaçarken de yakalanamamıştır. Ancak üzerinde suçun biraz önce işlendiğini gösteren eşya, iz veya belirtilerle yakalanmıştır. Her ne kadar eşya, iz ya da belirtilerle yakalanmış olma durumu, suçu işlerken görme gibi kesin olmasa da, yakalanan kişinin suçu işlediği hakkında çok kuvvetli delil ve belirtilerden sayılır (59). (55) TANER, s. 329, GAREAUD, C. İİ!, s. 234. . (56) TANER, s. 329.


Bu eşya, iz veya belirtiler, Failin suçu işlediği ne açıkça göstermekte ya da küçük bir araştırma sonunda suçun o kimse tarafından işlendiğini gösteren diğer bulgularla test eklendiğinde büyük bir anlam ifade etmektedir(60).

Failin üzerinde bulunan, silah ya da diğer eşyalar, onun biraz önce suç işlediğinin kuvvetli bir kanıtı olabilir. Ancak bunların, suçun işlenmesinden az sonra bulunması gerekir. Ayrıca söz konusu silah araç ve kağıtlar, az önce işlenmiş. suçla fail arasında güçlü Bir bağ kurulmasına neden olabilecek nitelikte bulunmalıdır(61). (61) GARRAUD, C. 111, s. 235, HELIE, C. III, s. 470, TANER, s. 330.



YARARLANILAN KAYNAKLAREdit

Ayhan KÖKSAL, "Yakalama", (Doktora Tezi), İstanbul 1963. Ayhan ÖNDER. "Mütemadi Suç", İÜHFM., C. XIX, S. 1-2, ss. 75-120. Bahri ÖZTURK, Uygulamah Suç Muhakemesi Hukuku, C. Il, İzmir 1988. Baki KURU, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 4B, Ankara 1991. Emin ARTUK, "Suç Genel Teorisi", Ceza Hukuku El Kitabı, İstanbul 1989, Erdener YURTCAN, Ceza Yargılaması Hukuku, 4. B, İstanbul 1991. Fahrettin KARAOĞLAN, "Meşhut suçlar Kanunu Üzerine Bir İnceleme", Adalet

Dergisi, S. 23, Y. 1936. Faruk EREM, Diyalektik Açıdan Ceza Yargılaması Hukuku, 6. B, Ankara 1986. Faustin BELlE, Traite De i'instruction Criminelle Du Thearie Du Code D'instri-

uction Criminelle, C. 111, Paris 1956, .Feyyaz GÖLCÜKLÜ, Ceza Davasında Şahıs Hürriyeti (Muvakkat Yakalama,

Tevkifl, Ankara 1958. Gian Franko BONETFO, "Flagranza", Çev. Selahattin KEYMAN, Enciclopedia

Drittd, C. XVII, Y. 1968, ss. 762-768. Hamide TOPÇUOĞLU, Hukuk Sosyolojisi Ders Notları, Ankara 1992. İÇEL/tENİSEY, Karşilaştırmah ve Uygulamak Ceza Kanunları, İstanbul 1991. Kayıhan IÇEL, Suçların İçtimaı, İstanbul 1972. Nur CENTEL, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama ve Yakalama; İstanbul

1972. Nurullah KUNTER, Muhakeme Hukuku Dah Ölarak Ceza Muhakemesi Hukuku,

9. B, Istanbul 1989. Öztekin TOSUN, "Müteselsil Suçlar" İÜHPM., C. XXII, S. 1-4, Y 1965, ss. 124-

149. Öztekin TOSUN, Türk Suç Muhakrnesi Hukuku Dersleri, (MubakemeninXurü-

yüşü), C. Il, 2. B, İstanbul 1976. ÖztekiıT TOSUN, Türk Suç Muhakemesi Hukuku Dersleri, Genel Kısım, 4. B, İs-

tanbul 1984. - Sulhi DÖNMEZER-Sahir ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C. 1,10. B,

İstanbul 1987. - Tahir TANER, "Ağır Cezalı Olmayan Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanuh

Layiha ı Hakkında", İÜHFM., Y. 1936. Tahir TANER, Ceza Hukuku, Genel Kısım, İstanbul 1989. Uğur ALACAKAPTAN, Suçun Unsurları, 3.13,.Ankara 1970.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.