FANDOM


Bakınız


Şablon:Tatarbakınız d {{Tatarbakınız}}
Tatar Tatarlar Tatarların babası Tatar dili Tatar kelimesi (etimoloji)
Tatarca Hikaye-i kesikbaş Kırım Milli Marşı
Kırım Tatar Kırım madalyası
Tatarca Kırım Tatarca Kırım Tatarcası Tatarca muzik

Afize Kasara - Bu Akşamlar Olmasaydı Kırım Tatarca

Afize Kasara - Bu Akşamlar Olmasaydı Kırım Tatarca

Afize Kasara - Bu Akşamlar Olmasaydı Kırım Tatarca - Afize - Hafize - Hafsa

==Kesikbaş (Tahmini olarak XIII. yüzyıl)==

Kesikbaş adlı bu şiir, elyazması mecmualarda, Destan-ı Kesikbaş , Kıssa-yı Kesikbaş , Kesikbaş Hikâyeti ve Serburda gibi değişik isimlerle kayde-dilmiştir. Tatar halkı arasında ise, Kesikbaş Kitabı, Kesikbaş Kıssası adlarıyla geniş şöhret bulmuştur.

Şiirin yazarı bilinmemektedir. Müstensihler arasında, çeşitli elyazma nüshalarda Kethüda Ali ve Kirdeci Ali isimlerinin yani sıra, sık sık Ali adı geçmektedir.

Eserin yazılma tarihi konusunda da tatmin edici bir bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda çeşitli fikirler ileri sürülmektedir. Bazı bilim adamları eserin yak-laşık olarak XII. ve XIII. yüzyıllarda, bazıları ise, XIV. ve XV. yüzyıllarda yazılmış olabileceği düşün-cesindedirler. Şehabeddin Mercanı onun Bulgar devleti devrinde yazılmış edebî eserlerden olduğu kanaatindedir. Onun görüşü, daha akla yatkındır.

Kesikbaş'ın yazılma tarihi konusunda varsayım-lardan biri de şöyledir: Kesikbaş hakkındaki halk hikâyesi, yaklaşık olarak XIII. yüzyılda tahsil görmek üzere İdil'den Türkistan'a giden bir zat tarafından kaleme alınmıştır. İdil boyundan Anadolu'ya giden bazı nüshaların ise Ali adlı bir şair tarafından işlen-diği ve İdil'e tekrar dönen bu nüshalarda onun isminin kaydedildiği sanılmaktadır.

Kesikbaş şiiri Tatarlar arasmda çok öncelerden beri çok yaygın şekilde bilinmekte olup, hattâ medreselerde ders kitabı olarak kullanılmıştır. 1846 yılından itibaren pek çok defa Kazan'da basılmıştır.

Kaynaklan Ahmetgaliyeva Y. S. İssledovanie tyurko-yazıçnogo pamyatnika; "Kisikbaş Kitabı"., İzd. Nauka, M., 1979 (Arap harfleriyle metin, Latin harfleriyle transkripsiyonu ve Rusça tercümesi); Tatar Poeziyasi Antologiyasl, Kazan, 1992, s.90-93; Tatar Edebiyatı Tarihi. I. cilt, Kazan 1984, s. 273-282.

  • Mavi: Tatarca
  • Pembe: Türkçe Tercüme


Kesikbaş Hikâyesi'nden


Başlagalı süzni bismilla ile
Duruşalim tün ü kün Alla ile.
Başlayalım söze bismillah ile,
Duralım gece gündüz Allah ile.

Üstimizde Hak'nın hazir kürelim
Mustafa'nın cemagatine irelim.
Üstümüzde Hakk 'ı hazır görelim.
Mustafa 'nın cemaatine erelim.

Dünyada bir hub hub işler küp turur, Hiç munın tik, biri takı yuk turır...
Bir hikayet kildi tilimge ari, Süzlegeymen, hak kılır ise yari...
Dünyada güzel işler çoktur, Hiç bunun gibi biri dahi yoktur...
Bir hikâyegeldi dilime arı duru, Hak yardım ederse söylemeye bunu...

Resul ultırmış irdi dürt yar ile, Utız üç min sahabe cümle bile.
Kürdiler kim, bir kisik adem başın: Yıglayu, kirdi vü tükti küz yesin;
Resul oturmuştu dört yar ile, Otuz üç bin sahabenin tamamiyle.
Gördüler bir kesik adam başını: Ağlayarak girdi ve döktü göz yaşını;

Gevdesi yuk, bir gaceyib baş irür, Şehid irmiş, iki küzi yeş irür;
Sakalı ak, hem yüzindin nur akar, Küzi kamar herkim yüzine bakar.
Gövdesi yok, bir acayip baştır, Şehit imiş, iki gözü yaştır;
Sakalı ak, hem yüzünden nur akar, Gözü kamaşır her kim ki yüzüne bakar.

Yüzin urdı tuprakka, kıldı zari: Zari zari yıglaku peygamberi,
Peygamber anı kürib, kurktı cani. Tura kildi Tefiri arıslanı Gali,
Yüzünü vurdu toprağa, ağladı: Dertli dertli ağlayarak peygamberi,
Onu gören peygamberin korktu canı. Çıkageldi Tanrı arslanı Ali,

Tiler irdi ul başnı kütermege, Mustafa'nın katına kitirmege,
Nice kim zur eyledi, kütermedi, Zerre mıskal cirinnen tibretmedi.
İstiyordu o başı kaldırmayı, Mustafa'nın huzuruna getirmeyi,
Ne kadar zorladıysa, kaldıramadı, Zerrece yerinden kımıldatamadı.

Xeyran kaldı, Gali'nifi usı kiter. Ul baş eytir:«Ya resul, Gali niter?
Kuvvetinmi sınar bu, Gali mefia? Ey tib izzgıl, birmesin zexmet mefia,
Şaşırıp kalır, Ali'nin aklı gider.
O baş der: «Ya resul, böyle ne yapar Ali ?
Kuvvetini mi sınar benimle Ali? Söyle, mani ol, zahmet vermesin bana,

Gali bigin min Gali bulır irse, Barca bir bulıp mefia kilir ise,
Barca bir bulıp meni kütermegey: Zerre mıskal cirimnen tibretmegey.
Ali gibi bin Ali olsa bile, Herkes toplanıp bana gelse bile,
Herkes toplansa beni kaldıramaz: Zerrece yerimden kımûdatamaz.

Zira kim, Alla didarin kürmişim. Muradımga, maksudımga tigmişim,
Bi güman, Alla turur menin bile, Süzleşirmin tün ü kün Alla ile.
Zira Allah 'in yüzünü görmüşüm. Muradıma, maksadıma ermişim.
Hiç şüphesiz, Allah benim ile, Konuşurum gece gündüz Allah ile.

İlli kezin barmış irdim men haca. Xeyir kıldım küb aça-yalangaça.
Gah yürirmin dr yüzinde at ile. Gah çıkam kükke mügcezat ile;
Elli kez gitmiş idim ben hacca. Hayır kıldım aça ve çıplağa.
Gâh gezerim gök yüzünde at ile. Gah çıkarını göğe mucize ile;

Gah çıkardim ferişteler katına, Gah kirir irdim adem suretine...
Kalge-yi nur, menim seherim idi, Xuzır-ilyas, munis hem yarım idi.
Gâh çıkardım meleklerin katına, Gâh girerdim âdem suretine...
Nur kalesi benim şehrim idi, Hızır İlyas dostum ve yakınım idi.

Bir xelalim, bir xub uglımbar idi. Ul ikisi mefia munis, yar idi
Gewdem ile uglımnı bir div yidi, Ye resülulla, şefeget kıl, didi.
Bir karım, bir güzel oğlum var idi. O ikisi bana munis ve yar idi,
Gövdem ile oğlumu bir dev yedi, Ya resûlullah şefaat kıl, dedi.

Hem helalim aldı, kirdi kuyıga. Kaygı kuymas küzlerimni uykuga,
Ger şefagat kılmasan, munda mena, Yerin, anda degvaçımen me sena».
Ve nikâhlı karımı aldı, girdi kuyuya.. Kaygı bırakmaz gözlerimde uykuyu,
Eğer şefaat etmezsen burada bana, Yarın orada, davacı olurum ben sana».

Gali eytir: «Ye resul, men barayın, Zülfikarle div cügerin yarayın.
Ye min ülem, ye divnin başın kisem, Hak ginayet kılır irse, men basam.
Ali der: «Ya resul, ben gideyim, Zülfikarla devin ciğerini yarayım.
Ya ben ölürüm, ya da devin başını keserim, Allah yardım ederse ben galip gelirim.

Kutkaraytn div elinnen gavretni, Yuk irse, men minmeyin Düldül atnı,
Hem irenner meclisinde turmayın, Hem teki ir dugasını kılmayın».
Kurtarayım devin elinden kadını, Kurtaramazsam, binmeyeyim Düldül adlı atıma,
Hem erler meclisinde durmayayım, Hem de er duasını etmeyeyim».

Resul eytir: «Ye Gali, barma ana, Bulmasın kim, bir zeval kilgey sena».
Gali eytir: «Çara yuk, banserem, Başımga yazmışımnı küriserem».
Resul der: «Ey Ali, gitme oraya, Olmasın ki, bir zeval gelir sana».
Ali der: «Çare yok, gideceğim, Alnıma yazılanı göreceğim».

Mindi atı. Bağladı zülfikarı. Hesen ile Hüseyin kıldı zari.
Galini uzattılar bir menzile, Utız üç min sehaba cümle bile.
Bindi ata. Bağladı kılıcı zülfikarı. Hasan ile Hüseyin, için için ağladı.
Ali'yi geçirdiler bir menzile, Otuz üç bin sahabenin hepsi ile.

Gali kiter ul kisilmiş baş ile, Sehabalar kayttılar küz yeş ile.
Gali sürer ul demde Düldül atı, Ul kisik baş kiter hem andin katı.
Ali gider o kesilmiş baş ile, Sahabeler döndüler gözyaşı ile.
Ali sürer o anda Düldül atı, Kesik baş gider ondan daha hızlı.

«Kanatı bardır» digeysefi ki, uçar, Uk atım Düldüldin ilgerü kiter..
Biş namaz kılır Gali, vakti bile, Baş takı namaz kılır Gali bile..
Kanadı vardır sanki, sanırsın ki uçar, O atım Düldülden ileri gider..
Beş vakit namaz kılar Ali, tam vaktinde, Baş da namaz kılar Ali ile...

Cidi kün ü tün çün bular kittiler, Nagahan, bir sehraya çittiler.
Gali baktı, kürdi bir ulug kuyı.
Ul kisik baştan surar: «Bu mı kuyı?...
Yed gün, yedi gece onlar gittiler, Ansızın bir sahraya ulaştılar.
Ali baktı, gördü bir büyük kuyu. O kesik başa sorar: «Bu mu kuyu?..»

Ul baş eytir: «Ye, Gali, bu aradır, Kuyı içre ul div ki, ne çaradır»,
Gali katı bagar ul dem Düldül'e, Min biş yüz kulaç kemend, üzi bile.
Baş şöyle söyler: Ey Ali, buradır, Ne çare ki, kuyu içinde o dev vardır»,
Ali dikkatle bakar o an Düldül 'e, Bin beş yüz kulaç kemend, kendisiyle beraber.

Ul kemendi uçın kuyıga bağladı. Düldül ile ul kisik baş yıgladı.
Kemendi uçın tutben Gali iner. Kisik baş meshef ukır, hetim iter.
O kemendin ucunu kuyuya bağladı. Düldül ile o kesik baş ağladı
Kemendin ucunu tutarak Ali iner. Kesik baş mushafokur Kur'an 'ı hatmeder.

Kemend uçı kildi Gali eline: Tenrinin atın kil tirdi tiline,
Gali baktı: kuyınıfi tübi yırak, Kendi iter kemend elindin ayrak,
Kemendin ucu geldi Ali'nin eline: Tanrı 'nın adını getirdi diline,
Ali baktı -.Kuyunun dibi derin Kendi iner kemend elinden uzak,

İsmi egzam dugasın ukır irdi, Kemend uçına Gali bakar irdi,
Gah başa, gah ayaka tüner irdi, Cidi tüni hem kürü iner irdi.
îsm-i azam duasını okur idi, Kemendin ucuna Ali bakardı,
Gah başa gâh ayağa dönerdi, Yedi gün yedi gece inerdi.

Sigizinçi küni ayak tigdi cire. Bir dem ultırdı Gali gaklın tire.
Secde kıldı Gali Teftrige tapug. Baktı Gali, kürdi bir timir kapug,
Sekizinci gün ayağı değdi yere Bir an oturdu Ali aklını toplasın diye.
Secde etti Ali Tanrıya tapınarak, Baktı Ali gördü bir büyük kapı.

Tarttı, kubardı. Kürdi ulug saray. Bir hatın ultırmış irdi, yüzi ay...
Namaz ukır ul ahiret hatmi, Ah iter hem kükke çıgar tütini.
Çekti açtı: Gördü büyük bir saray, Bir kadın oturmuştu, yüzü ay...
Namaz kılar o ahiret kadını, Ah eder, göğe çıkar dumanı.

Küz yeşi secde cirine bağlamış, Ul kisik başnın heleli ul imiş.
Gali kürdi yene bir ulug saray, Munda biş yüz müselman bağlı, yıglay.
Göz yaşı secde yerine akmış, Kesikbaşın hanımı o imiş.
Ali gördi yine ulu bir saray, Orada beş yüz müslüman bağlı, ağlar.

Çagıştırdüar: «Ye Gali kim, dad!, deyü, Div elinnen bir bizge meded», diyü.
Gali eydi: «Kim didi meni size?» Munlar eydi: «Mustafa kildi bize.
Bağırıştılar: «Ya Ali imdat diye? Dev elinden bize medet» diye?
Ali dedi:«Beni kim dedi size?» Bunlar söyledi:«Mustafa geldi bize.

Bu seget Gali munda kilir, didi, Bu div amfi elinnen üler, didi.
Min irdik biz cümlemiz. Biş yüz kuydı, Künde bişimizni ul suydı, yidi...»
Ali burada şimdi gelir, dedi. Bu dev onun elinde ölür, dedi
Bin idik hepimiz, beş yüz kaldık, Hergün o beşimizi kesip yedi...»

Gali çünkim kirdi ul dem saraya, Divni kürdi:binzer ul numaraya.
Barmakları uhşar adem gevdesi, Miri yeşindin kiçmiş irdi ul gasi,
Ali girdi o sırada saraya, Dev gördü: Benzer o minareye.
Parmaklarının herbiri adam gövdesi Bin yaşını geçmiş idi o asi,

Gümbeze uhşar irdi amfi başi, Kılmamış gümrinde hiç heyir işi,
Nefes, tütin bikin, ilgerü çıgar, Kelge bürcine tiger irse yığar.
Kubbeye benziyordu onun başı, Yapmamış ömründe hiç hayırlı işi,
Nefesi duman gibi ileri püskürür çıkar, Kale burcuna değse yıkar.

Gali urdı elini zülf ikare, Uyır irken, bu divni kıla pare.
Kiri kayttı; üzi eytir:«Ye Gali, Tenri «anslanım» didi seni;
Ali dokundu elini zülfıkare, Uyurken bu devi kıla pare.
Geri döndü, kendisi der «Ya Ali Tanrı« Arslanım» dedi seni;

Uydır divni ültirmek, irlik degül, Yamanat birle yürmek, irlik degül...
Negre urdı bir kezin. Uyganmadı. Negre anın canına buyanmadı.
İtaat ettir devi, öldürmek erlik değil, Kötülük ile devam etmek erlik değil... Nara attı bir kez. Uyanmadı. Nara onun canına kâr etmedi.

İkinci kat negre urdı ul gazi, Yangıradı tag u taş, cümle yazi.
Ul div uygandı, ta dürt yarı bakar, Küb süz süzler, agzmdin utlar saçar.
İkinci defa haykırdı o gazi, Yankılandı dağ ve taş, bütün ova.
O dev uyandı, dört tarafa bakar, Çok söz söyler, ağzından ateşler saçar.

«Sen mi kildin, ye Gali, düşmanımız! Senin elinnen çıkar mı canımız?
Heli men berem didi anda sena, Seni munda kim birib izzdi meni,
Sen mi geldin ya Ali, düşmanımız. Senin elinle çıkar mı canımız?
Hele ben ilkin hamle kılayım sana, Seni burada kim güçlü kıldı bana,

Gali ey tir: «Hak birip izzdi meni Pare pare kılarım bu dem seni.»
Ul div eytir:«bu segat seni yiyem, Dünyaya bir müsilmannı kuymayam.
Ali der: «Hak kıldı güçlü beni, Parça parça ederim şu an seni.»
O dev der:«Bu saat seni yiyeyim, Dünyada birMüslümam koymayayım.

Ne seni kuyam, ne hud peygamberi, Yıkayın Mekge, Medine şehrini...»
İyle didi yüridi tekdir ile.
Min batman gürzisi bar üzi bile.
Ne seni koyayım, ne de peygamberi, Yıkayım Mekke, Medine şehrini..»
Öyle dedi yürüdü tekdir ile.
Bin batman gürzü var kendisiyle birlikte.

Aldı gürzi, hamle kıldı Galige, Gali teki kalkan aldı eline
İyle urdı div Gali'ge gürzini kim, Gali battı cirge tizi tini.
Aldı gürzü hamle kıldı Ali 'ye, Ali dahi kalkan aldı eline.
Öyle vurdu dev Ali'ye gürzünü ki. Ali'nin battı yere dizine kadar.

Titremedi Gali'nift ul dem eli, Hiç tegayir bulmadı ul şah veli,
Şaçradı, mindi ul dem taş üstüne, Şükir kıldı, seçer itti dustuna
Titremedi Ali'nin o an eli, Hiç hali değişmedi o şah-ı veli,
Sıçradı, çıktı o dem taş üstüne, Şükretti secde kıldı dostuna.

Ul div eytir:« Ülmedin mi ye Gali? Kuh-i Kaf irsen, pare kılam seni!»
Üç hamle kıldı Gali'ge, ülmedi. Kaygırıp, neitmişin hem bilmedi.
O dev dedi:«Ölmedin mi ya Ali? Kuh-t Kaf isen, pare kılam seni!»
Ûç hamle kıldı Ali'ye, ölmedi. Kaygılanıp ne ettiğini de bilmedi.

Çünki nevbet Galige tigdi, Gali urdı eliini zülfikara
Gali ey tir: «Ye melgün, barmak küter, Tenrinin birlgine ikrar ketir.»
Çünkü sıra Ali'yi geldi, Ali aldı eline zülfikarı.
Ali dedi:«Ya melun, parmak kaldır, Tanrının birliğine ikrar getir.»

Ul div eytir:«Min yeşidim, dimedim, Kiçdi gumirim din kaygısın yimedim,
Üler irsem teki, hergiz dimemin, Zira ülsem, din kaygısın yimeyin.»
O dev der:«Bin yaşındayım,
Geçti ömrüm, din kaygısı çekmedim.
Ölsem dahi hiç bir şey demem, Zira ölsem din kaygısını çekmeden.

Çün işitti bu süzni divden Gali, Mindi tasnifi üstüni ul dem veli,
Çaldı andin zülfikarnı başına, Kiçdi kitti, irdi anın canına,
Çün işitti bu sözü devden Ali, Çıktı taşın üstüne o zaman veli,
Çaldı sonra zülfikarını başına, Geçti gitti, yetti onun canına,

Çünki ültürdi peri divni Gali, Tenri arslanıdır ul şah veli,
Ul saraynın işigini açtılar, Gali'inin üstüne divler tüştüler.
Çünkü öldürdü peri devini Ali, Tanrı arslanıdır o şah-ı veli,
O sarayın kapısını açtılar, Ali'nin üstüne devler düştüler.

Gali urdı, üzin ul dem divlere Çaldıgınça kırardı ul cire.
Gali divler başnı kiser idi, Divlerinin yüzüni ul basar irdi.
Ali saldırıp vurdu, o zaman devlere, Vurdukça o düşürürdü yere.
Ali devlerin başını keserdi, Devlerin yüzünü o basardı.

Üç yüz divni ülütürdi ul kün Gali. Tenri anslanıdır ul şah veli
Çünki bu işni Galiden kürdiler. Teki anda turmadılar, kittiler.
Üç yüz devi öldürdü o gün Ali. Tanrı arşlarıdır o şah-ı veli
Çünkü bu işi Ali 'den gördüler Dahi derhâl durmadılar gittiler.

Çünki bakü Gali: Divler kürmedi, Barca divler ul arala turmadı.
Kildi biş yüz müsilman çişti elin, Barçasına üleşti divler malın,
Ali baktığı zaman, devler görmedi, Bütün devler o arada durmadı.
Geldi beş yüz Müslüman çözdü elini Hepsini paylaştırdı devlerin malını

Her birisi kütergünçü aldılar. Ul segat kuyu tübine bardılar.
Munlar eydi: Ye Gali biz nitelim, Bu kuyudan biz ne heyle kılalım?
Herbirisi götüreceğini aldılar, O zaman kuyu dibine vardılar.
Bunlar dedi: Ya Ali biz ne edelim, Biz bu kuyudan nasıl kurtulalım?

Kanatanız yuk turur kim, uçkalı, Uçkalı ye üzengü yuk turır kim mingeli.
Biz ki meğer bu kuyudan ülgeymiz, Tekdir iylekim biz munda turgayınız».
Kanadımız yok ki uçalım, Uçalım veya üzengi yok ki binelim.
Ya bu kuyuda biz ölürsek,
Takdir öyle ise biz burada dururuz».

Gali eydi: «Siz tu tın himmetleri, Barçamızga, hak kılır irse yari».
Gali kılır dugasm ul dem, el açar. Kür, dugası kabul bulıp gerşke kiçer.
Ali dedi: «Siz bize yardım edin, Hepimize Allah yardım ederse».
Ali o anda dua eder, el açar. Bak, o anda duası kabul olur, arşa geçer.

Hak Tegela Cebrailge buyırdı: «Bularnı üz kanatma al!» didi.
Çünki dugasm temam itdi Gali, Kuyı üstinde kürdiler üzleri.
Hak Tealâ, Cebrail 'e buyurdu: «Onları kendikanadına al!», dedi.
Duasını tamamladığında Ali, Kuyunun üstünde buldular kendilerini.

Bu biş yüz müsilman hem gevret ıyle, Küp şükirler kıldılar Gali bile.
Şad u hürrem yürdiler munlar buyle, Barçamızga muradı Hakdin ula.
Bu beş yüz Müslüman ve kadın öyle, Çok şükrettiler ki Ali ile.
Sevinçle, neşeyle yaşadılar onlar böyle, Hepimizin muradını Allah versin öyle.

Çünki işitti resul: Gali kilir, Tenri anslanıdır, veli kilir.
Cümle^ karşı kiliben küriştiler, Tenrige eshab şükirler kıldılar.
Resul Ali'nin geldiğini işitince, Tanrı arslanı velinin geldiğini duyunca,
Herkes karşıladı onları, görüştüler, Ashab, Allah 'a çok şükürler ettiler.

Ul Kisikbaş kildi resul katma, Resul aldı anı bir demi eline.
Duga kıldı, ul Kisikbaşka resul, Hak Tegale dugasm kıldı kabul:
O Kesikbaş geldi resulün huzuruna, Resul onu bir an aldı eline.
Dua etti, o Kesikbaşa resul, Hak Tealâ duasını etti kabul:

Ul Kisikbaş bir yiğit buldı yene, Eli, ayakı, cümle kildi yene.
Dürist buldı, cümle eshab kürdiler, Haknın izgi sengine tanladılar...
O Kesikbaş genç biri oldu, yine, Eli, ayağı, bütün vücûdu yerine geldi yine.
Sağlam hâle geldi, bütün ashap bunu gördü, Allah'ın güzel yaratmasına şaşırdılar...

Uglının itin ul div yimiş idi, Kup kurıg süfteklerin kuymış idi.
Hak Tegela afta can bağışladı, Zehi hilgat zarefe eyledi.
Oğlunun köpeğini dev yemişti, Kupkuru kemiklerini bırakmıştı.
Hak Tealâ ona can bağışladı, Güzel elbiseler bağışladı.

Mevlene Şems Tebrizi yadına, Sen tigirgil gacizler muradına.
Fegilatin, fegilatin figilat, Ahiret kirek irse dünyanı sat.
Mevlânâ Şems Tebrizî'nin yüzü suyu hürmetine Sen ulaştır zavallıları muradına.
Failatün,faüatün,failat, Ahiret gerekiyorsa, dünyayı sat.


Latin Harflerine ve Türkiye Türkçesine Aktaran : Doç. Dr. Fatma Özkan

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.