FANDOM


Vakıa Suresi/39-57-Vakıa Suresi/Elmalı/39-57 Vakıa Suresi/58-74 Vakıa Suresi/75-96-Vakıa Suresi/Elmalı/75-96
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Şimdi gördünüzmü o döktüğünüz menîyi?
Attığınız meniyi gördünüz mü?
Have ye seen that which ye emit?
Sizmi yaratıyorsunuz onu yoksa bizmiyiz yaratan
Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
Do ye create it or are We the creator?
Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
We mete out death among you, and We are not to be outrun,
Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
That We may transfigure you and make you what ye know not.
Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a
Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
And verily ye know the first creation. Why, then, do ye not reflect?
Şimdi gördünüzmü o ekdiğiniz tohumu?
Ektiğinizi gördünüz mü?
Have ye seen that which ye cultivate?
Sizmi bitiriyorsunuz onu? Yoksa bizmiyiz bitiren?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Is it ye who foster it, or are We the Fosterer?
Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
If We willed, We verily could make it chaff, then would ye cease not to exclaim:
Her halde biz çok ziyandayız
"Doğrusu borç altına girdik."
Lo! we are laden with debt!
Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..
"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
Nay, but we are deprived!
Şimdi gördünüzmü o içdiğiniz suyu?
İçtiğiniz suya baktınız mı?
Have ye observed the water which ye drink?
Sizmi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa bizmiyiz indiren?
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Is it ye who shed it from the rain cloud, or are We the shedder?
Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniza
Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
If We willed We verily could make it bitter. why, then, give ye not thanks?
bir de gördünüzmü o çakdığınız ateşi?
Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?
Have ye observed the fire which ye strike out;
Sizmi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa bizmiyiz inşa eden?
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz ?
Was it ye who made the tree thereof to grow, or were We the grower?
Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade: alandaki muhtaclar için
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
We, even We, appointed it a memorial and a comfort for the dwellers in the wilderness.
O halde tesbih et rabbine azîm ismiyle
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
Therefor (O Muhammad), praise the name of thy Lord, the Tremendous.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.