FANDOM


Şablon:Yürütme erki Yürütme erki; devlet kamu yönetiminin günlük yönetimi için tek yetkiyi ve sorumluluğu alan devlet gücüdür. Gücün ayrı devlet erklerine bölüştürülmesi cumhuriyetçi güçler ayrılığı düşüncesinden gelir.

Yürütme yetkilisi, yasa çıkarmadan (yasama organının görevi) ya da onları yorumlamadan (yargının görevi) sorumlu değildir. Yürütmenin görevi yasama organınca yazılmış ve yargı düzenince yorumlanmış yasaları uygulamaktır.

Tarihçe Düzenle Antik çağlar Düzenle Aristoteles karma hükümet düşüncesini Antik Yunan'daki kent devletlerinin anayasal biçimlerinin hatlarını çizdiği Politika adlı eseriyle ilk ortaya atan kişi oldu. Polybiusa göre Roma Cumhuriyetinde; Roma Senatosu, Romalı konsülleri ve Roma Meclisleri karma hükümetin bir örneğini göstermektedir.[5]

Montesquieu'nun üç kuvvetli sistemi Düzenle

Montesquieu, Yasaların Ruhu adlı eserinde kuvvetler ayrılığını açıklamıştır. Üç parçalı sistem terimi Fransız Aydınlanma çağı siyaset bilimi düşünürü Baron de Montesquieu'ya atfedilmektedir.[6][7] Montesquieu politik gücün ayrılmasını; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlamıştır. Bu modeli Roma Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık anayasal sistemi üzerinden geliştirerek açıklamıştır. Montesquieu bu bakış açısını Roma Cumhuriyetindeki ayrılmış güçlerden hiçbirisinin bir diğerinin gücünü elde edemiyor oluşundan almıştır.[8][9][10] Locke, Montesquieu’dan önce, yönetimin mutlak gücünün özgürlükçü ve eşitlikçi bir çerçevede ele alınarak mutlaka belirli bir düzeye indirilmesi gerektiğini ve bunun ancak kuvvetler ayrılığı ilkesiyle gerçekleştirilebileceğini savunmuştur. Locke’un yasama ve yürütme güçlerinin birbirinden ayrılığı olarak açıkladığı kuvvetler ayrılığı ilkesi; Montesquieu tarafından yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığı olarak geliştirilmiştir.

Montesquieu, İngiliz kralının avam ve lordlar kamarası olarak ayrılmış ve bir diğerini denetler biçimdeki parlamentosunun yasama işleviyle dengelenmiş bir yürütme uygulaması yaptığını gözleminde bulundu. Ardından bunu bir adım ileriye götürerek yürütme ve yasama güçlerinin yanında yargı sisteminin de bağımsız oluşuyla tam bir denge kurulmuş olacağından bahsetti. Montesquieu, iyi bir demokrasi için en iyi hükümet biçiminin yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrıldıkları, her birinin bir diğerini denetleyebildiği ve herhangi birinin aşırı güçlü hale gelmesini engellebildiği hükümet biçimi olabileceği sonucuna ulaştı.[11]

Güçler ayrılığı ve güçler birliği Düzenle Demokratik yönetim sistemi düzenlenirken başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında belirli bir seçim yapılır, bu seçim tamamiyle uygulanacak bir düzen seçimi olmak zorunda değildir. Başkanlık sisteminde kuvvetler sert bir şekilde ayrılmışken parlamenter sistemde daha ılımlı bir yapı gözlenir. Kesinlikle parlamenter sistem için kuvvetler birliği ilkesi yapılmaması gerekmektedir. Bununla birlikte "karışık sistemler" de vardır, yönetim sistemi iki ana sistemin ortasında daha yakındır, örneğin Fransa'daki şimdiki yönetim şekli. [kaynak belirtilmeli].

Kuvvetler birliği ilkesine göre bir yönetim birimi (genellikle seçilerek gelen yasama birimi) diğerlerinden üstündür ve diğer birimler bu birime hizmet ederler. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre ise her birim büyük oranda (tamamiyle olmasa da) bağımsızdır. Bağımsızlıktan kasıt her birimin diğer birimlerden bağımsız olarak seçilmesi ya da en azından varlığının diğer birimlere bağlı olmamasıdır.

Buna göre, kuvvetlerin birliği sistemlerinde (örnek olarak Birleşik Krallık'taki kuvvetler ayrılığı sisteminde) yasama kurumu halk tarafından seçilir ve yasama daha sonra yürütme birimi hükümeti "yaratır". Kuvvetlerin ayrılığı sistemlerinde ise yürütme birimi üyeleri yasama tarafından değil, başka çeşitli yollarla (örneğin genel seçim yöntemiyle) seçilirler. Parlamenter sistemlerde yasama biriminin süresi dolduğunda yürütme biriminin de süresi dolmuş olur. Başkanlık sistemlerinde ise yürütme biriminin süresi yasama süresine bağlı değildir, süreleri aynı zamanlarda dolabilir veya dolmaz. Burada önemli nokta yürütme biriminin seçiminin yasama biriminden bağımsız olmasıdır. Buna rağmen, yürütme biriminin partisi eğer mecliste çoğunluğa sahipse, başkanlık sisteminde de belirli bir derece "kuvvetlerin birlikteliği" etkisi görülebilir. Böyle durumlar anayasal hedefleri engelleyebilir ve/veya halk tarafından büyük oranda benimsenen "yasama biriminin daha demokratik, halka daha yakın olduğu" fikrini baltalayabilir. Bu durumda yasama birimi sadece bir "danışma meclisi" konumunu alır ve yürütmeyi hatalara ve fiyaskolara karşı sorumlu tutmakta isteksiz olabilir.

İki kuvvetli sistemler Düzenle 16. yy.'da Kalvenizm adı verilen protestan akımın kurucusu John Calvin, politik gücün demokrasi ve aristokrasi arasında paylaştırıldığı bir hükümet biçimini destekledi. Calvin, demokrasinin avantajlarını takdir etti: "Eğer Tanrı bir halka kendi hükümetini ve yüksek görevlilerini seçmesine izin veriyorsa bu paha biçilmez bir armağandır."[12] Politik gücün kötüye kullanım tehlikesini daha da azaltmak için, bir diğerini tamamlayıcı ve denetleyici bir fren (denetim) ve dengelerin olduğu bir sistem içinde bazı politik enstitüler kurulmasını önerdi. Calvin ve izleyicileri politik mutlakiyetçiliğe karşı durdular ve demokrasinin gelişimini ileriye taşıdılar. Calvin'in amacı sıradan vatandaşların haklarını ve faydalarını korumaktı.[13] 1620'de bir grup İngiliz; (devlet-kilise) ayrımı savunan kongre yanlıları ve Anglikan ki bunlar daha sonradan Pilgrim Babaları olarak bilindiler; Kuzey Amerika'ya göç ederek orada Plymouth Kolonisini kurdular. Kendi kendilerini idare ediyor olmaktan memnun halde iki parçalı demokratik bir hükümet oluşturdular. Yasama ve yargılama işini yapacak ve yedi asistanıyla bir yürütme organı işlevini görecek olan bir genel mahkemeyi seçerek oluşturdular.[14]

Massachusetts Körfezi Kolonisi (kuruluş 1628), Rhode Island (1636), Connecticut (1636), New Jersey, ve Pennsylvania benzer anayasal kurumlarını oluşturdular. Hepsi de politik güçlerin ayrılığını benimsediler. Plymouth Kolonisi ve Massachusetts Körfezi Kolonisi dışındaki İngiliz ileri karakol kolonileri demokratik sistemlerine dinsel özgürlüğü eklediler ve insan haklarının gelişimine doğru önemli bir adım attılar.[15][16]

Plymouth Kolonisi Valisi William Bradford'un 'Plymouth Plantasyonu'nun Tarihi' adlı kitabı İngiltere'de geniş bir okuyucu kitlesinin ilgisini çekti. Böylece kolonilerdeki hükümet biçimleri ana vatanları olan İngiltere'de, John Locke da dahil olmak üzere birçok kişi tarafından öğrenildi. O, İngiliz anayasal sistemi üzerine bir çalışmasında politik gücün, örneğin Lordlar Kamarası ve Avam Kamarası gibi bir takım yapılar arasında dağıtılması, diğer yandan monarkın ayrıcalıkları ve ülkenin korunması için bir yürütme ve federal yapının oluşturulması sonucunu çıkardı. İngiltere'nin yazılı bir anayasası olmamıştı.[17]

Frenler ve dengeler mekanizması Düzenle Bir gücün diğerlerinden üstün gelmesini engellemek ve birimleri birlikte çalışmaya teşvik etmek için, kuvvetler ayrılığını uygulayan yönetim sistemleri "frenler ve dengeler"ni geliştirdiler. Bu terim de Montesquieu'e atfedilmektedir. Frenler ve dengeler sistemi sayesinde güçlerden birisi bir diğerinin gücünü yasal işlemler tabanında sınırlayabilmektedir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş her ülkenin kendine özgü bir "frenler ve dengeler" sistemi vardır. Örneğin yargı organı; yasama ve kısıtlı olarak da yürütme organının çıkarmış olduğu yasal düzenlemelerin öncelikle anayasaya uygunluğunu Anayasa Mahkemesi vasıtası ile denetleyebilmektedir. Bununla birlikte mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkileri yasama organı tarafından yasalarla düzenlenmektedir. Bundan sonraki aşama toplum yaşamında bireyler arasında ya da bireylerle devlet arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların yargı eliyle yargı yöntemleri kullanılarak çözümlenmesidir. Yargıç ve savcılık teminatı olarak bilinen güvenceler esasında yargı bağımsızlığının sağlanmasının teminatlarıdır. Her üç kuvvetin dengeli bir biçimde bir diğerini frenleyebilmesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin özünü oluşturmaktadır. Kuvvetler ayrılığı teorisinin ardındaki temel dürtü Aristo, Platon, Cicero, Locke ve Montesquieu'dan bu yana hep devleti yönetme gücünün tamamının bir kişi veya bir grup kişi elinde toplanmasının mutlakiyete yol açacağı endişesi ve bunu önlemek düşüncesidir.[18]

Yasama (Meclis/ler) Yürütme (Hükümet/ler) Yargı (Bağımsız Mahkemeler)

Yasa çıkarma gücü Vergi çıkarma gücü, borç alma ve bütçe hazırlama gücü Genellikle savaş ilan etmek için tek yetkili Soruşturma açma yetkisi, özellikle yürütme birimine karşı Çoğunlukla yürütme biriminin başına birini atama gücü Bazen mahkemelere yargıç atama gücü Anlaşmaları onaylama gücü Başkan bazen yasaları veto edebilir. Meclis tarafından azledilmeyi de göze alarak bazı yasaların uygulanmasına karşı çıkabilir Çeşitli amaçlar için ayrılmış bütçeyi harcamayı reddedebilir. Savaş yönetimi (askeriyenin operasyönel yönetimi) Çeşitli durum ilanlarına yetkilidir (acil durum, afet ilanları gibi), yasalara uygun düzenlemeler çıkarabilir ve yürütme emirleri verebilir. Genellikle yargıçları atar Bazen suçluların affedilmesini sağlar Hangi durumlarda hangi yasaların uygun olduğuna karar verir Bir yasanın anayasaya aykırı olup olmadığını denetler Yasaların yorumlanmasında ve anlaşmazlıklarda uygulanmasında tek yetkilidir Bazen, bazı yasaların daha önemli yasalarla (örneğin anayasa ile) uyumlu olmaması durumunda bu yasaları geçersiz kılabilir Suçluların idaresine karar verme gücü Kanıtların bulunması ve gerekli dökümanlarının oluşturulmasına zorlama gücü Temyiz işlemi tutarlı uygulamaları gerektirir ama tek tek davalar için karar verme yetkisi düşük makamda bulunan yargıçların yetkisinde olabilir (bu yargıçların ne kadar yetkili oldukları davaların tipine göre değişebilir) Sadece gerçek kişiler tarafından öne sürülen gerçek anlaşmazlıklar üzerinde karar verebilme yetkisine sahiptir Kendi üyelerinin idaresi Genellikle diğer birimler tarafından sebep gösterilmeksizin görevden alınamazlar Bakiye durumunu dengede tutmak Düzenle Yasama ve yürütme birimlerinin teorideki bağımsızlığı bir miktar bu iki birimin ayrı ayrı seçilmelerinden ve halka karşı doğrudan sorumlu olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte birimlerin birbirlerinin işlerine müdahalesini engellemek için yargısal önlemler de vardır. Yargısal bağımsızlık yaşam boyu görevlendirme, gönüllü emeklilik ve yasama tarafından çok zor görevden alınabilmeleri sayesinde sağlanmaktadır.

Üç devlet biriminin güçlerini sınırlayan yasal düzenekler çok büyük oranda halkın fikirlerine (kamuoyuna) dayanmaktadırlar. Kamuoyu, yasal otoritenin meşruiyetine ve fiilen uygulanmasına olanak sağlar. Fren ve denge sistemi aynı zamanda kendi kendine yönetilebilir bir sistemdir. Gücün suistimali caydırılabilinir ve gücü elinde toplama durumu da diğer iki birimin düzeltmesi sonucu engellenebilir. Böyle bir durumda düzeltme kendiliğinden gelmez ve diğer iki birimin aktif olarak bu durumu engellemesi gerekir. Birimlerin bağımsızlığının ve -biraz da bunun bir sonucu olarak- tarafsızlığının önemi burada ortaya çıkmaktadır. Böylece tiranlığın ve totaliter bir yönetimin önüne geçilebilir.

Kuvvetler ayrılığı modellerinin temel görünümleri ve mukayeseleri Düzenle Güçlerin yüksek bir derecede ayrıldıkları anayasalar dünya çapında yaygın olarak görülmektedir. Birleşik Krallık sistemi güçlerin etrafını kuşatan özellikteki yapısıyla diğerlerinden farkı ayırt edilebilmektedir. İtalyada güçler tümüyle birbirinden ayrılmış olup bakanlar kurulu, parlamento meclislerinin her ikisinden de güvenoyu almak zorundadır. Latin Amerika ülkelerinden bazılarında hükümet seçim kurulları bulunmaktadır.

Yeni Zelanda ve Kanada gibi ülkeler güçlerin hafif bir biçimde ayrıldıkları ülkelere örnektir. Kanada, teoride kolların ayrımıyla belirginleşmekte olsa da uygulamada güçler ayrımını sınırlı biçimde uygulamaktadır.

Yeni Zelanda anayasası birçoğu zımni olarak ifade olunan bir dizi anayasal güvencelerle güçlerin ayrıldığı ilkeler üzerinde oluşturulmuştur. Yürütmenin kararlarını uygulama yeteneği genel olarak karışık oransal üye sistemiyle seçilen yasamaya dayalıdır. Bunun anlamı hükümeti ender olarak tek bir partinin oluşturması ancak çoğunlukla koalisyon partilerinin hükümet kurmasıdır. Yargının hükümet müdahalesinden bağımsızlığı sağlanmıştır.

Bir dizi yargı kararları, yasanın içtihat yoluyla yorumlanmasıyla elde edilmişse yürütme organı yasama tarafından gerekli mevzuatın oluşturulması bakımından başlatıcı olarak rol alabilir. Yürütme organı herhangi bir hükmün yeniden incelenmesi veya yenilenmesi için herhangi bir yargısal organdan istekte bulunamaz; verilen hüküm nihaidir. Yürütme; yargı kurumu veya onun herhangi bir bireysel mensubu üzerinde bir otoriteye sahip değildir.

Kuvvetler ayrılığı özelliği taşıyan sistemler kuvvetler arasındaki ilişkinin yoğunluğuna göre birbirinden farklı özellikler taşıyabilmektedir. Kuvvetlerin yumuşak bir şekilde birbirinden ayrıldığı yapılara parlamenter sistem; kuvvetlerin sert bir şekilde birbirinden ayrıldığı yapılara ise başkanlık sistemi adı verilmektedir. Kuvvetler ayrılığı mevcut olmakla birlikte devlet başkanına yürütme organı içinde ağırlık verilmişse bu tür bir yapıya da yarı başkanlık sistemi adı verilmektedir.[19] Kuvvetler ayrılığı sistemleri de kendi içinde kuvvetlerin sert ve yumuşak ayrılığı olmak üzere ikiye ayrılır. Sert kuvvetler ayrılığı sistemine başkanlık sistemi, yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemine ise parlamenter sistem denir. Buna karşın parlamenter sistemin yasama ve yürütme arasında sürekli bir işbirliğini gerekli kıldığı ve bu nedenle sadece başkanlık sisteminin net kuvvetler ayrılığına dayandığı da ileri sürülmektedir.[20]

Tipik kollar Düzenle Yasama Yürütme Yargı Denetleme Kurumları: Devlet Denetleme Kurulu, Anayasa Mahkemesi vb. Seçim Kurumları: İl ve İlçe Seçim Kurulları vb. - seçim komisyonları, kürsüler veya diğerlerinden bağımsız mahkemeler Savcılıklar Üç kuvvetliler Düzenle Avustralya Düzenle Avustralya gerçek anlamda yasama ve yürütme güçleri arasında kesin bir ayrılığı oluşturmamıştır. Hükümet bakanlarının parlamento üyesi (milletvekili) olmaları gerekmektedir ancak federal yargı sistemi diğer iki kuvvet olan yasama ve yürütmeden kesin bir biçimde ayrılmıştır. Bununla birlikte, ABD anayasasının etkisi altında, Avustralya Anayasası da üç kuvveti birbirinden ayrı olarak tanımlamaktadır. Bu ülkenin anayasal durumu yargıçlar tarafından kuvvetler ayrılığının dolaylı açıklaması olduğu yönünde yorumlanmaktadır. Ülkenin federe devlet hükümetleri benzer düzeyde kuvvetler ayrılığına sahiptir ancak bu genel olarak anayasal düzeyde olmaktan ziyade geleneksel tabandadır.

Avusturya Düzenle

Hans Kelsen, üç kuvvetli devlet yapısını taşıyan , Avusturya ve Çekoslovakya anayasalarının hazırlayıcısıdır. Avusturya ve Çekoslovakyanın 1920 tarihli anayasaları Avrupa'da anayasa akademisyeni olan Hans Kelsen tarafından hazırlanmıştır.[21] Kelsen, Avusturya Anayasal İstinaf Mahkemesini (Anayasa Mahkemesi) anayasaya aykırı edimlere karşı anayasanın savunulması için[22] üçlü idari yapının bir parçası olarak sunmuştur.

Birleşik Devletler Düzenle Ayrıca bakınız: Amerika Birleşik Devletleri'nin yönetimi

George Washington, 1787 Anayasa Komisyonunda ABD Anayasası'nı imzalıyor. ABD Anayasası, Madde 1 Kısım I Kongre'ye şunu tanır: "Yasama güçleri burada teslim edildiği gibidir." der ve Madde 1 Bölüm 9'da Kongre'ye yasaklanmış edimler anlatılırken Madde 1 Bölüm 8'de bu madde ile izni verilmiş edimleri sayar. Yetki veren Madde II ifadesi yürütme gücü için herhangi bir sınır koymamakta ancak Yürütme gücü bir Amerika Birleşik Devletleri Başkanına yetkilendirilmelidir.[23] Madde III'e göre Yüksek Mahkeme, "Yargı Yetkisi"ni elinde bulundurur ve aynı madde; dönüm noktası özelliğini taşıyan Marbury v. Madison davası sonrasında Marshall mahkemesinde adli gözden geçirmeye (temyiz) işaret taşımakta olduğu biçiminde yorumlandı.[24] 'Hükümet' terimi genel ve yaygın olarak 'yürütme' işlevini yerine getiren siyasal yapının ifadesi olarak kullanılmaktayken 'ABD Federal Hükümeti'; ayrı güçleri hükümetin kolları olarak işaret etmektedir. Parlamenter sistemlerde devletin organları olarak ayrılmış yasama, yürütme ve yargı güçlerinin başkanlık sistemini uygulamakta olan ABD'de hükümetin organları olarak ayrılmış biçimi olarak açıklamak mümkündür.

Federal sisteme göre teşkilatlanmış ABD'deki yapı; Federal (ulusal) devlet, eyalet (federe devletler) ve yerel yönetim kademelerine ayrılmıştır. Yasama, yürütme ve yargı görev ve yetkilerinin tanımlanmış olmasının güçlerin yatay ayrılığını; federal devlet, eyaletler ve yerel yönetim yapıları da güçlerin dikey ayrılığını ifade ettiği belirtilmektedir.[25] Başkan halkoyu ile seçilmektedir. Yürütme gücünü elinde bulunduran, devlet başkanı, bakanlar kurulu başkanı ve silahlı kuvvetlerin başı olan başkandan[26] tamamen bağımsız olarak seçilen temsilciler meclisi ve senato yapıları bulunmaktadır. Meclis üyeleri 2 yıl içinde yenilenmektedir. Senatonun ise iki yıl içinde 1/3'ü yenilenmektedir. Yargı teşkilatındaki yargıçlar, yasama ve yürütme tarafından belirlenmektedir. Federe devletlerin (eyaletlerin) vali adı verilen yöneticileri üniter devletlerin aksine atamayla değil seçimle göreve gelmektedir.

Birleşik Krallık Düzenle Parlamento - yasama Başbakan, Bakanlar Kurulu, Hükümet Departmanları ve Sivil Hizmet - yürütme Mahkemeler - yargı Yazılı halde derlenmiş bir belge olmayan İngiliz anayasasınının gelişimi, yasamada eski bir rolü bulunan monarkın kişiliğinde yasama, yürütme ve yargının oluşturulması tabanında olmuştur. İngiliz parlamento düzeni; taç, lordlar kamarası ve avam kamarası olmak üzere üç temel kurumdan oluşmaktadır. Yürütme ise; Özel Konsey, Bakanlar Kurulu ve hükümet olmak üzere yine üçlü bir yapılanmadan oluşmaktadır.[27] Yargı bağımsız bir yapı ve adaletin kaynağı olarak tüm sulh hakimlerini ve tüm savcıları kendi adına göreve getirir.

Kuvvetler ayrılığı İngiltere'de bir ilke olarak etkin bulunsa da anayasal sisteminin "zayıf bir kuvvetler ayrılığı"na (A. V. Dicey) sahip olduğu sıklıkla ifade edilmektedir. Örneğin, İngiltere'de yürütme; yasamanın bir altkümesi'dir. Hükümet, Avam Kamarası'nda çoğunluğa sahiptir ve yasa çıkarmakta bir güçlükle karşılaşmaz. Bu nedenle hükümet çok açık bir biçimde yasamadan üstün bir durumdadır(Lijphart,2005:22).[28] ve Yüksek Mahkemenin 2005 anayasal reformu ile kurulup 1 Ekim 2009'da faaliyete geçmesine kadar[29][30] yargının daha küçük miktarda bir ek uzantısı olarak bulunmuştur.

Başbakanın tavsiye üzerine Britanya monarkları tarafından atanmakta olan ve yasama, yürütme ve 2005 öncesine kadar yargı teşkilatında görevli bulunan Lord Chancellor 2005'e kadar; 'Avam Kamarası Sözcüsü', Bakanlar Kurulunda bir 'hükümet bakanı' ve mahkemelerin idari yapısının, yargı sisteminin ve yargıçların atanmasının yapıldığı 'Adalet Bakanlığı departmanının başı' olarak bulunduğundan yasama, yürütme ve yargı güçlerinin içinde bulunmuştur. 2005'teki anayasal reformla güçler ayrımına doğru gidilerek yasama işlevi Avam Kamarasına ve yargı işlevi Adalet Başkanlığına geçmiştir. Adalet Bakanı Departmanı Adalet Bakanlığı ile değiştirilmiş ve Lord Chancellor ise şimdi sürmekte olan Adalet Devlet Sekreteri pozisyonuna dönüştürülmüştür.


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.