FANDOM


Ateş Yakmak Bilindiği gibi insanoğlu, düşünme ve düşündüklerini uygulayabilme becerisi sayesinde, farklı koşullarda hayatta kalabilmek ve yaşam koşullarını düzenleyebilmek için çok sayıda alet, araç geliştirmiş, icatlara imza atmıştır. İnsanın yeryüzündeki tarihi süresince, varlığının devamını sağlayabilmek amacıyla gerçekleştirdiği en önemli buluşlardan biri de, hiç kuşkusuz ki ateşin kullanımıdır. Başlangıçta özellikle soğuk hava koşullarından korunmak ve vahşi hayvanların saldırılarını engellemek gibi yaşamsal konularda kullandığımız ateş, kısa bir süre sonra yiyeceklerin pişirilmesi ve ilerleyen süreç içinde de demir gibi sert metallerden malzeme üretilebilmesini mümkün kılmıştır. Bu buluşun tarih süreci içindeki önemini belirtmek için milattan önceki antik dönemin çok tanrılı inançlarını ve mitolojilerini incelemek yeterli olacaktır.

Antik dönemdeki inanca göre ateşin kullanımı tanrıların tekelindedir ve Olympos dağının tepesinde oturan tanrılar kralı ‘Zeus’ insanlara kızdığında, yıldırımlar yağdırarak onları cezalandırmaktadır. Ancak daha sonra Prometheus ateşi çalarak insanlara hediye eder ve bunun için Zeus tarafından cezalandırılır. Artık ateşin kullanımında insanlar da söz sahibidir… Günümüz Gerçekte ilk kez ateş kullanımı hangi doğal ateş kaynağının temin edilmesiyle başlamış olursa olsun, yaşamsal önemini halen korumaktadır. Günümüzde, kibrit ve çakmak gibi icatların da yardımıyla ateş elde etmek saatlerce süren bir iş olmaktan çıkmış yaşamımızın oldukça ‘sıradan’ bir parçası haline gelmiştir. Sobalar ve kalorifer kazanları bulunduğumuz mekanları ısıtmakta, ocaklar yemeğimizi, çayımızı, kahvemizi hazırlamakta, şofbenler sıcak su temin etmemizi sağlamaktadır. Evimizden çıktığımızda ise, araçlarımız, ‘içten yanmalı’ motorlarla bizi istediğimiz yere taşımaktadır. Üstelik özellikle son yüzyıldan itibaren, ısı elde etmek için kullandığımız tek enerji kaynağı ‘ateş’ değildir. Elektrik enerjisi de, mikrodalga fırın, ocak ve elektikli termosifon gibi cihazlar yardımıyla yaygın bir şekilde bu konuda hizmet vermekte, birçok yerde her iki enerji birarada kullanılmaktadır.

Yangınlar Metnimize, bir reklam sloganını biraz değiştirerek devam edebiliriz; ‘Kontrolsüz güç, başa dert açar’. Yukarıda belirtilen enerji kaynakları, istemli, doğru ve kontrol dahilinde kullanıldığında hayatta kalmamıza ve yaşam koşullarını düzenlememize yardımcı olurken, istemsiz, yanlış, kötü ve kontrolsüz kullanım halinde kazalara ve yangınlara neden olmaktadır. Çoğunluğu insanların neden olduğu hatalar sebebiyle gerçekleşmekte olan yangınlar, can ve mal kaybı açısından büyük bir tehdittir. Tarih dönemleri boyunca birçok kez can ve mal kaybına yol açan yangınlar, onunla mücadele etme ihtiyacını hisseden insanların kaynaklarını, güçlerini, çabalarını biraraya koyarak yangın müdahale ekiplerini oluşturmalarına neden olmuştur. Tarihimize baktığımızda, 1714’de kurulan Tulumbacı Teşkilatı ile başlatılan organize yangın müdahale çalışmalarının, günümüzde modern teknoloji ile görev yapan İtfaiye Teşkilatı ile devam ettiğini görmekteyiz. Yerel yönetimlere bağlı olarak görev yapan İtfaiye Teşkilatı, zor anlarımızda bizlere yardımcı olmak için tüm personeli ile can siperane bir şekilde çalışmakta, yangınları söndürmekte, yaşam kurtarmaktadır. İtfaiye Teşkilatı yangınlarla ilgili olarak, yalnızca ‘müdahale’ aşamasında görev almamaktadır. Yangınların oluşmasını engellemek, bunun engellenememesi halinde ise, zararı en aza indirmek için ‘önlem’ aşamasında da çalışmalar, İtfaiye Teşkilatı tarafından yürütülmektedir.

Yangın önleme amacıyla yönetmelikler hazırlanmakta, kontroller yapılmaktadır. Ancak kolaylıkla anlaşılabileceği gibi tek başına İtfaiye Teşkilatı tarafından gerçekleştirilen bu çalışmalar bir yangının çıkmasını engelleyemez. Bu noktada yangından etkilenebilecek tüm bireylere, başka bir deyişle herkese, itfaiyenin bizler için yaptığı çalışmalara katkıda bulunacak bazı sorumluluklar düşmektedir. Bu bölüm, yanma olayı ve yangınla ilgili olarak genel tanımlamaları yapmak, yangının gelişimini anlamak ve bunun sonucuna bağlı olarak, yangının oluşmasını engellemek, engelleyemememiz halinde ise, zararın en aza inmesini sağlayacak önlemlerin neler olduğunu açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Bölüm içerisinde kent koşullarında gerçekleşen (orman yangınları hariç tutulmuştur) münferit yangınların yanısıra, deprem gibi farklı bir afetin tetiklemesiyle oluşabilecek yangınlar ve önlemleri de genel olarak yer alacaktır.

Tehlikeli madde kazalarına bağlı olan konular ise, ‘Tehlikeli Maddeler’ başlığı altında incelenecektir.

YANMA Isı, yanıcı madde ve oksijen faktörlerinin herbirinin uygun oranda biraraya gelmesi ile başlayan kimyasal reaksiyona ‘YANMA’ adı verilmektedir.

‘YANGIN’ ise, yanma olayının kontrol dışı gelişen ve önlenemeyen haline verilen isimdir. Bu tanımlamalara bağlı olarak; yangını doğru anlayabilmek için, önce yanma konusunun bilinmesi, bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Yanma Kimyası Daha önce de belirtildiği gibi; ısı, yanıcı madde ve oksijen faktörlerinin herbirinin uygun oranda biraraya gelmesi ile başlayan kimyasal reaksiyona “YANMA” adı verilir. Tanımlamadan da anlaşılabileceği gibi yanmanın (ve yangının) gerçekleşmesi, üç temel faktöre bağlıdır: • Isı. Yanıcı bir maddenin buhar çıkarmasına ve buharın tutuşmasına neden olacak ısı miktarı (Isı, yeterli derecede ise buhar kendi kendine alev alır). Anlaşılabileceği gibi bir yanma olayının gerçekleşmesi için gerekli ısı miktarı, yanıcı maddenin özelliğine bağlı olarak farklılık göstermektedir.

• Yanıcı Madde. Bir yanma olayının gerçekleşmesi için gerekli olan yanıcı madde; katı, sıvı veya gaz halinde olabilir.

‘Yangın Sınıfları’ başlığı altında incelenecek olan yanıcı maddenin türü ve miktarı, yangına müdahale sırasında kullanılacak malzeme ve yöntemi belirler. • Oksijen. Bir yanma olayının gerçekleşmesi için diğer faktörlere ek olarak bulunması gereken üçüncü koşul; ortamdaki havada yeterli oksijenin bulunmasıdır. Eğer bir ortamda yanıcı madde, bu maddenin buharlaşması ve yanması için gerekli ısı miktarı varsa; ortam havasında yeterli oksijen olması halinde yanma gerçekleşecek, yeterli oksijen olmaması halinde ise, yakıt buhar oluncaya kadar ısınacak ancak tutuşma ve yanma olmayacaktır. Yanma olayının tanımını oluşturan üç faktör bir araya geldiğinde ‘YANMA ÜÇGENİ’ adını alır ve aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Şekil II – 1 Yanma üçgeni Yanma üçgenindeki üç faktörün uygun oranlarda biraraya gelmesi durumunda yanma gerçekleşir. Aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi bu faktörlerden herhangi birinin kaldırılması ya da gerekli oranda olmaması durumunda ise yanma gerçekleşmeyecektir. Bu durum; yanmanın kontrol dışı gelişen ve önlenemeyen hali olan yangının söndürülmesindeki temel stratejiyi belirler. Başka bir deyişle; yangınla mücadeledeki ana strateji; bahsi geçen üç faktörden herhangi birinin kaldırılması ya da kimyasal reaksiyon için yetersiz seviyeye indirilmesidir.

Şekil II –

2. Yanma Üçgeninin Faktörlerini Kaldırmanın Etkisi Yanma Ürünleri ve Tanımlamalar RESİM… ‘ATEŞ’, yanma olayının ‘gözle görülebilir sonucu’nu ifade eden, genel bir terimdir. Örneğin yukarıdaki resim, genel bir tanımlama ile ‘Kamp Ateşi’ şeklinde adlandırılmaktadır. ‘ALEV’ olarak isimlendirdiğimiz görüntü; yanma olayı gerçekleşirken görülen ve ısınan yanıcı maddeden ayrılan kızıl kor durumdaki tanecikler ya da ısınan gazların etkisi ile tutuşan havadaki toz tanecikleridir. ‘DUMAN’; temel olarak havayla temas ettiğinde etkilenip kimyasal değişim gösteren, alev içindeki maddelerden oluşur. Dumanın içeriğinde, yanan maddenin türüne bağlı olarak ortaya çıkan farklı kimyasal maddeler de bulunur ve bir kısmı zehirlidir. ‘GAZLAR’; yanma sonucu ortaya çıkan çok sayıda gaz vardır. Bu gazların özellikleri, yanıcı maddeye bağlı olarak farklılık gösterir. Gazların bir kısmı dumanla hareket ederken, havadan ağır olan bazı gazlar da yer seviyesinde hareket edecektir. Resimdeki örnekte; istemli olarak ve kontrollü yakılan kamp ateşi açık havada gerçekleştiğinden, havayla karışarak yoğunluğu düşen ve bir kısmı da zehirli olan bu gazların zararlı etkisi hissedilmez. ‘IŞIK’, yanma sonucunda ortaya çıkan ürünlerden biridir. Alev, yanma sırasında ortaya çıkan ışığın kaynağını oluşturur. ‘ISI’; yanma sırasında yüksek ısı oluşur. Soğuk ya da sıcak farketmeksizin ısı, bulunduğu yerden başka bir yere üç farklı şekilde geçebilir; ışınımla, taşınımla ve iletimle. Konumuz yangın olduğuna göre yüksek sıcaklıkla ilgili örnekler vererek şu şekilde açıklayabiliriz. • Işınımla ısı transferi, güneşin ışıkla beraber sıcaklığı da aktarması örnek olarak gösterilebilir (ısının ışın olarak aktarılması). Işınımla ısı aktarılması sırasında ısı kaynağından tüm yönlere doğru ışınım gerçekleşir. Örnek olarak kamp ateşi fotoğrafı örneğinde ateşin yönü yukarı doğru olmasına rağmen ateşin yanında duran ve ellerini ısıtan bireyler ışınım yolu ile ısınmaktadır. • Taşınımla ısı transferi, ısının bir gaz ya da sıvı aracılığı ile aktarılmasıdır (yanma ısısının sıcak dumanla aktarılması). Fotoğraf örneğinde; ışınımla ısıtmaya ek olarak, ateşten yükselen duman ve gazlar çaydanlığı ısıtmaktadır. • İletimle ısı transferi, ısınının bir iletken aracılığı ile aktarılmasıdır (içinde sıcak içecek bulunan bir bardağın elimizi yakması). Fotoğraftaki örnekte çaydanlığın içindeki su çaydanlık tarafından iletilen ısı ile ısınmaktadır. YANGIN Bu aşamaya kadar genel olarak yanma olayının kimyası, tanımları ve ürünleri ile ilgili bilgiler genel genel bir çerçeve içerisinde açıklanmaya çalışılmıştır. Bu bilgilerin tümü, yangın konusunun doğru anlaşılabilmesi için zorunlu başlıklardan oluşmaktadır, çünkü daha önce de belirtildiği gibi ‘YANGIN’, yanmanın kontrol dışı gelişen ve önlenemeyen haline verilen isimdir. Yangınların olası etkileri, kent ortamında bir bina içerisinde başlayan yangının gelişme evreleri ile yayılma mekanizmaları ve yangınların sınıflandırılmaları bu başlık altında incelenen konuların arasında yer almaktadır. Ayrıca deprem gibi afet riskleri yaşayan bölgelerde afetle birlikte gerçekleşebilecek yangınların verebileceği zararlara karşı önlem alabilmek amacıyla, tehlikenin genel bir şekilde tanımlanması hedeflenmiş; kendi başına da bir afet oluşturabilen yangının, deprem gibi farklı bir afetin parçası olarak bizlere ne şekilde zarar verebileceği yine bölüm içerisinde açıklanmaya çalışılmıştır. Yangının Etkileri Yanma Yangının doğal tehlikesidir. Bu konu insanlara ve eşya ya da yapılara verebileceği zararlara bağlı olarak incelenebilir: Yanmanın insan vücudu üzerindeki etkileri şu şekilde özetlenebilir. Yanma; derecesi ve yanan bölge boyutlarına bağlı olarak insan vücudunda onarılmaz yaralar açabilir. Ayrıca yanan bölgenin yeri de, risk açısından önem taşımaktadır. Ciltteki yanmanın, ter bezlerine kadar ulaşması durumunda, bu bezlerde onarılmaz tahribat gerçekleşir. Vücutta bulunan toksin maddeler ter bezleri yoluyla dışarı atılamazsa zehirlenme gerçekleşecektir. Ayrıca yanma sonucunda diğer hayati organların da zarar görmesi mümkündür. Normal yanma riskinin yanısıra, ev ve işyerlerinde bulunan mobilya, halı v.b. eşyalara yönelik iki ek yanma riski söz konusudur. Bu tür malzemelerde yanma dokunun derinliklerine kadar işler. Bunun sonucunda mobilya ve halı gibi malzemelerin yanmaya başlamasının ardından söndürülse dahi, halk dilinde “için için yanma” tabir edildiği gibi yanma hemen durmaz. Bu tür yangınların en önemli özelliklerinden biri yavaş yanmayla beraber ortaya çıkan zehirli gazlar ve bu yangınların zor söndürülmeleridir. İçin için yanmanın ardından gerçekleşecek “yeniden parlama” ise tehlikelerden bir diğeridir. Sıklıkla halı, mobilya gibi yerlerde başlayacak yangınlara bireyler yangın söndürücü ile müdahale edecekler ve alevin durması durumunda söndürdüklerini varsayacaklardır. Bu sırada malzemelerin derin dokuları arasında ise yanma devam edecek ve bir süre sonra tekrar alev alacaktır. Yangının tamamen söndüğünden emin olunmalıdır. Özellikle söndürülen ilk yangının duman ve kokusu nedeniyle ikinci kez başlayan yanmayı fark etmek daha da güçleşecektir. En ufak deformasyonu olan rengi solmuş halı parçaları kesilmeli ve sağlam malzemelerden ayrılmalıdır. Soğutma işleminin yapılması zorunludur. Çok küçük bir parça dahi için için yanmaya devam ediyorsa yeniden parlama kaçınılmazdır. Yapılabilecek uygulamalardan biri itfaiyeden yardım istemek ve onların gerekli soğutma işlemini yapmalarıdır. Sıcaklık “Yangının Oluşum Aşamaları” başlığı altında incelediğimiz üzere; yanma sırasında yüksek sıcaklıklar söz konusudur. Direkt olarak ateşe temas haricinde, yangın ortamındaki yüksek sıcaklığın insan vücuduna olan etkilerinden bazıları ise şu şekilde sayılabilir; kalbin ritmik temposunun bozulması, aşırı su kaybı, solunum zorluğu, kan basıncının artmasına bağlı hayati organlarda iç kanama, protein pıhtılaşması, çok sıcak hava solunmasına bağlı olarak akciğerlerde tahribat v.b. İnsan vücudu yüksek sıcaklığa çok kısa bir süre için dayanabilir. Bu durumu somutlaştıracak olursak insan vücudu ve solunum sistemleri; 65C sıcaklığa sınırlı bir süre, 120C sıcaklığa 15 dakika, 143C sıcaklığa 5 dakika, 177C sıcaklığa ise yalnızca 1 dakika dayanabilecektir. Parlama Parlamanın insan vücuduna olan etkisi yanmadaki gibi olacaktır, ancak parlama sırasındaki yanma, ortam içinde çok hızlı gerçekleşir. Patlama Yangın yerinde bulunan patlayıcı maddeler, gaz kaçakları, yüksek basınçlı kaplarda bulunan yanıcı malzemeler, ya da herhangi bir nedenle patlama reaksiyonu görülmesi durumunda; normal yanma ve yüksek sıcaklığın yaratacağı tahribatının yanısıra, oluşturacağı şok dalgaları ile zararlı etki yapması (blast etkisi), ya da şok dalgası ile etrafa saçılan parçacıkların “şarapnel” etkisi yapması söz konusu olacaktır. Çökme Yapıların ya da katların çökmesi, yangınların doğal tehlikelerinden biridir. Yangın yerinde yavaş yavaş ya da birden artan sıcaklık, ya da söndürme çalışmaları sırasındaki ani soğuma gibi faktörlerin her biri yapısal elemanlara etki eder ve yapının ya da katların çökmesine neden olabilir. Beton, çelik, döküm, taş, briket, tuğla ve ahşap gibi yapısal elemanların tümü, ısı karşısında değişim gösterir ve değişim miktarına bağlı olarak, yapıda çökmeler gerçekleşebilir. Yangın sırasında oluşan basınç nedeniyle duvarların genleşmesi, müdahale sırasında sıkılan suyun ağırlığı, su emen malzemelerin oluşturduğu genleşme gibi birçok başka faktör de yapıların ya da katların yıkılmasına neden olabilir. Duman ve Zararlı Gazlar Yangın sırasındaki ölümlerin çoğunluğu dumanla ve oluşan gazlarla ilgilidir. Koşullara bağlı olarak dumanla dolu bir koridor, alev almış bir koridor kadar tehlikeli olabilir ve başetmenin en temel yolu ondan uzak durmaktır. Yanma sırasında oluşan duman, ilk başlarda yükselecek ve tavan seviyesinde birikecektir, ancak yanmanın oluşturduğu, ve bir kısmı zararlı olan gazların hepsi havadan hafif değildir ve bir kısmı da yer seviyesinde yoğunlaşacaktır. Yangın ortamındaki zararlı gazlar üç grup altında incelenir: • Birincisi; tahriş edici gazlardır ve nefes yolunu, gözleri ve cildi tahriş etme özelliğine sahiptirler. • İkinci grup zararlı gazlar; boğucu gazlardır ve zehirleyici etki göstermemelerine rağmen ortamdaki oksijenin yerini aldıkları için ortamdaki havayı soluyan bireyler oksijen alamayacağından boğulmaya neden olurlar (havadaki oksijen oranı %16’nın altına indiğinde insan için yetersiz seviye oluşmaktadır). • Üçüncü grup ise; zehirleyici gazlardır. Bu gruptaki gazlar solunduğunda vücudu zehirleyerek ölüme neden olabilirler. Zehirleyici gazlara verilebilecek pek çok örnekten biri (ve belki de en önemlisi) karbon monoksit’tir. Hemen her yanmada ortaya çıkan karbonmonoksit, kan zehirleyici bir gazdır ve birçok yangında ölüm nedeni olmuştur. Elektrik Yangın ortamındaki tehlikelerden bir diğeri de elektriktir. Gaz kaçağı olan bir yapıda yangının başlaması bir elektrik kıvılcımı ile olabilir, yangın bir elektrik kontağına bağlı olarak çıkmış olabilir (elektrik yangınları çok hızlı ilerlerler ve bir anda farklı oda/mekanlara geçebilirler) ya da özellikle suyla yapılan müdahalelerde elektrik risk oluşturabilir. Su elektriği iletir ve ortamda bulunan bireylerin elektrik şoku (elektrik çarpması) yaşamasına neden olabilir. Elektrikle ilgili yangınlara müdahale sırasında taşınabilir yangın söndürme tüpleri kullanılıyor olsa dahi (kuru kimyevi toz v.b.) elektrik iletiminin olmaması için mesafe sınırlaması vardır. Bu bilgiler kullanılan tüplerin üzerinde yazılı olacaktır. Bir diğer risk, yanma sırasında zarar gören elektrikli cihazların açıkta kalan kablolarıdır. Elektriğin bölgesel olarak kesildiği ortamlarda dahi (bir afet sonrası ya da istek üzerine bölgesel elektrik idaresinin elektriği kesmesi v.b.), özellikle jeneratörle yedek enerjiye sahip olan yapılar göz önüne alınarak, sigortaların kapatılması gereklidir. Tehlikeli Maddeler Tehlikeli maddeler hem yangının başlama nedenini oluşturabilir hem de yangın sırasında ek riskler yaratabilir. Gaz kaçağı (doğal gaz ya da LPG) olan bir yapıda en küçük bir kıvılcım; ya da dikkatsizlik v.b. bir nedenle yanıcı maddelerin bulunduğu bir ortama sigara atılması gibi bir etmen, büyük bir patlamanın ve yangının başlaması için yeterli olabilir. Yangın ortamında bulunan tehlikeli maddeler, türlerine ve tehlike kapasitelerine göre ortam içerisinde risk faktörü oluştururlar. Konu ile ilgili daha detaylı bilgiyi “Tehlikeli Maddeler” başlığı altında inceleyebilirsiniz. Yangının Oluşum Aşamaları Birçok kişinin düşündüğünün aksine; yeni başlayan bir yangın, çok hızlı bir şekilde gelişip büyüyebilir. Bir bina içinde gerçekleşen yangın, herhangi bir müdahale ile söndürülmediği takdirde, dört temel ve bir ara oluşum evresi geçirecektir. Aşama 1: Başlangıç. Yangınla ilgili önemli konulardan biri, çok hızlı büyüme özelliğinin olmasıdır. Çoğunlukla, başlangıçta küçük bir yanma söz konusudur ancak bu durum çok kısa bir süre için devam eder. Aşama 2: Duman Yoğun Ortam. Küçük bir noktada – örneğin bir sigaranın koltuk üzerinde yanıyor olmasıyla – başlayan küçük yangın hızla büyüyecek, oluşan duman, sıcaklığı tüm ortama taşıyacaktır. 5 dakika içinde (yapının boyutlarına, malzemenin yanıcılığına ve ortamdaki hava koşullarına bağlı olarak bu süre 2-3 dakika olabilir), tavandaki sıcaklığı yaklaşık 500 ºC ye çıkacaktır, yer seviyesindeki sıcaklık ise henüz 30-40 ºC civarında olabilir. Yangın sırasında en hızlı sıcaklık artışı bu aşamada yaşanır. Bu aşamada, evdeki malzemeler kırılarak düşerler ve buhar salgılamaya başlarlar. Bazı malzemelerden çıkan buharlar aynı yakıt buharı gibi yanıcı özelliğe sahiptir. Parlama evresi öncesi ortamdaki duman rengi oksijen oranı oldukça düşük olduğu için koyu renklidir. Aşama 3: Alev Dili Aşaması. Parlama öncesi ortamda tavan seviyesinde gezinen sıcak ve oksijen oranı düşük dumanın, uygun oksijen oranı ve sıcaklığı yakaladığı yerlerde kısa süreli alevlenmeler görülür. Bu alevlere “alev dili” adı verilir ve -genellikle- oda içindeki yüksek seviyelerde oluşurlar. Aşama 3B (Ara Evre): Yangın Patlaması. Ara bir kademe olan bu aşama büyük tehlike oluşturur ve gerçekleşmesi temel olarak yapılan müdahaleye bağlıdır. Duman yoğun ortam aşamasında duman gerekli yoğunluğu yakalamıştır ancak ortamdaki düşük oksijen oranı nedeniyle henüz parlama gerçekleşmemiştir ve duman koyu renktir. Bu sırada herhangi bir kapı ya da pencerenin açılması durumunda ortam bir anda oksijen zenginliğine ulaşacağından parlama, “patlama” şeklinde gerçekleşir ve büyük tehlike oluşturur. Hatalı müdahalenin yapılmaması için bazı belirtileri gözlemek mümkündür; islerden kararmış camlar, alev azlığı, duman çokluğu, kapıların (özellikle kapı kulplarının) sıcak olması, aralıklardan çıkan duman ve homurtu sesi gibi belirtiler, kapı ya da cam açılması durumunda yangın patlaması yaşanabileceğini gösterebilir. Aşama 4: Parlama Aşaması. Duman yoğun ortam sırasında ısı, duman tarafından tüm ortama dağılıp, ortam yanıcı buhar açısından zengin hale geldiğinde, birçok yanıcı maddenin tutuşma sıcaklığı yakalanmıştır ve yangın; bir anda tüm odayı saracaktır. Bu olaya “parlama” adı verilir ve artık küçük yangın birkaç saniye içinde büyük bir yangına dönüşmüştür. Malzemelerin yanıcılığı ve hava koşulları uygunsa, parlama, 3X3m boyutlarında bir odada 2 dakika içinde dahi gerçekleşebilir. Yangının bu kadar hızlı yayılacağını düşünmeyen bireyler bir anda odanın içinde sıkışıp kalabilirler. Yangının başladığı odadan çıkarak tüm binayı sarma süresi yangın odası ile diğer odalar arasındaki kapıların durumuna bağlıdır. Testlerde, parlama sonrası yanmanın 10 saniye içinde 30 m. mesafe katedebildiği görülmüştür. Her bir kapalı kapı (normal oda kapısı) ise yanmanın sıçramasını 3-5 dakika geciktirebilmektedir. 5-8 metre mesafe ile yanyana duran iki ahşap binada, yangının birinden diğerine sıçrama süresi 6 dakika olarak kabul edilmektedir. Farklı boyutlarda ve farklı yanıcılıkta mobilyalar içeren mekanlarda yapılan testler sırasında; yangın başlangıcından sonraki 10 dakikada yaklaşık 650 C, 30 dakika içinde sıcaklık yaklaşık 800 C’ye çıkmıştır ve müdahale edilmediği takdirde uzun süre için bu seviyede kalacaktır. Uzun süren yangınlarda, bir saat sonunda bu ısı yaklaşık 900-1000 C civarındadır. Yangının Büyümesi / Yayılması Yanma başlığı altında bir kamp ateşi örneği kullanılarak, ısının transferi ile ilgili üç temel sistem incelenmiştir. Sonuç olarak yangın bir yanma olayı olduğuna göre, aynı üç sistem, yangının yayılması konusunda da geçerliliğini korumaktadır: • Işınımla ısı transferi, konusu yanma başlığı altındaki kamp ateşi fotoğrafında, ateşin yanında duran ve ellerini ısıtan bireyler örnek alınarak gösterilmişti. Bu prensibin yangın ortamına taşınması halinde, bir yangının bulunduğu binadan hiç temas etmediği halde yan binalara sıçraması örnek olarak gösterilebilir. Yan binaların, yanan binaya olan mesafeleri ile yapısal malzemelerine bağlı olarak ısıyı aktarma kapasiteleri ya da yanıcılıkları bu konuda önemli kriterlerdir. İtfaiye yangın müdahale çalışmaları sırasında, yan binalarda da soğutma çalışmaları yaparak, bu yolla yangının yayılmasını engellemeye çalışacaktır. • Taşınımla ısı transferi, ısının bir gaz ya da sıvı aracılığı ile aktarılmasıdır. Yanma başlığı altındaki kamp ateşi örneğinde çaydanlığı ısıtan bu transfer yöntemi, kapalı alanlar içerisinde gerçekleşen yangınlarda en önemli yayılma yöntemleri arasında yer alır. Yangının oluşum aşamaları konusu altında gördüğümüz ikinci aşama olan Duman Yoğun Ortam sonrasındaki ana aşamalar Alev Dili ve Parlama Aşamalarıdır. Duman Yoğun Ortam sırasında, o ana dek yanan malzemelerin oluşturduğu ısı, duman aracılığı ile taşınarak tüm ortama yayılmaktadır. Bu ısının yeterli seviyeye gelmesi ve gerekli oksijen miktarının bulunması halinde ise önce alev dili daha sonra da tüm odanın birden alev alması anlamına gelen parlama aşamaları gerçekleşmektedir. Başka bir deyişle duman, ısıyı tüm mekana ve eşyalara yayan önemli bir yayma aracı olarak görünmektedir. Bu durum yangının farklı katlara da sıçramasında önem taşır. Duman, bina içindeki boşluklarda (merdiven boşluğu vb.) üst katlara da geçerek buralarda duman yoğun ortam ve yangının yayılması için gerekli zemini oluşturabilir. Ayrıca yapı içerisindeki hava akımları, yangının belli bir bölgeye yoğunlaşmasına ve oksijen zengin bir ortam yaratılmasına neden olabilir. • İletimle ısı transferi, ısınının bir iletken aracılığı ile aktarılması, kamp ateşi örneğimizde ısınan çaydanlığın içindeki suyu ısıtması ile ifade edilmiştir. Konuyu yangın başlığı altında incelediğimizde iki temel örnekleme yapmak mümkündür. İlk olarak; yangının bulunduğu ortamdaki iletkenler, bulundukları yerdeki ısıyı, iletkenin bulunduğu tüm ortamlara taşıyarak bu noktalarda kendilerine yakın diğer yanıcı malzemelerin tutuşmasına neden olabilmektedir. İkinci olarak da yangının bulunduğu odaların duvarları, taban ve tavanları incelenebilir. Bu durum sonucunda ısınan duvarların arka yüzlerindeki (komşu odalar / mekanlar) duvar kağıtları ya da duvara yakın gardrop, mobilya, taban parkeleri, muşamba, hale vb. eşyalar da tutuşarak yangının yayılmasına neden olabilir. İtfaiye yangın müdahale çalışmaları sırasında, komşu odalarda da soğutma çalışmaları yaparak, bu yolla yangının yayılmasını engellemeye çalışacaktır. Yangın Sınıfları Yangınlar, yanmakta olan yakıtın (yanıcı madde) türüne göre sınıflanır. Bu sınıfların doğru bir şekilde bilinmesi, hazırlık aşamasında olası bir yangına karşı hazırlık yapılırken doğru söndürücü malzemenin teminindeki temel kriterdir. Konu müdahale aşamasına geldiğinde, yangını söndürmede kullanılacak doğru yöntemi ve malzemeyi seçebilmek için yanan yakıtın türünü belirlemek büyük önem taşır. Yangın sınıfları ile ilgili olarak tek bir uluslararası standart mevcut değildir. Özellikle iki farklı standardın (A.B.D. ve Almanya kaynaklı standartlar) ülkemizde biliniyor olması durumuna bağlı olarak, fiili durum içerisinde, Türkiye için belirlenen standarda ek bazı uygulamalar da söz konusu olabilmektedir. Ülkemizdeki yangın yönetmelikleri tarafından kabul edilen standartlara göre yangınlar, dört temel grup içinde sınıflandırılmaktadır: • A Sınıfı Yangınlar: Katı madde yangınlarıdır. Kağıt, kumaş, tahta, kauçuk, plastik gibi kül bırakan maddelerden oluşan sıradan yanıcılar. • B Sınıfı Yangınlar: Yanıcı sıvılar. Yağlar, benzin, mazot, mutfak yağı, boya, tiner ve diğer yanıcı, parlayıcı, patlayıcı sıvılar. Bu yakıtlar, oksijen sıvının derinliğine ulaşamadığı için yüzeyden yanar. Alevlendiğinde ise yanan, yanıcı maddenin buharıdır. • C Sınıfı Yangınlar: Yanıcı gaz yangınları. Yanıcı gazlar bu sınıf içinde değerlendirilir. • D Sınıfı Yangınlar: Yanıcı Metal Yangınları. Aluminyum, magnezyum ve titanyum gibi metal yangınları. Bu sınıflandırmada enerjilendirilmiş (elektrik olan) elektrikli cihazlarla ilgili olarak ‘detaylı’ bilgi yer almamaktadır. Elektrikle ilgili konular, bu sınıflandırmanın kullanıldığı malzemeler (örneğin yangın söndürme tüpleri) üzerinde yazılı olarak bildirilmektedir. Bir diğer uygulama olarak bazı üreticiler, bu tür malzemeler üzerine yönetmelikte olmayan aşağıdaki sınıflandırmayı koyarak, enerjilendirilmiş elektrikle ilgili yangınlar için bildirimde bulunmaktadır. • E Sınıfı Yangınlar: Elektrik yangınları. Kablo, sigorta kutuları, motorlar, elektrikli alet ve gereçler v.b. Afetler ve Yangınlar Bilindiği ve yaşanmış birçok örneğin gösterdiği gibi; tehlikeli madde kazalarına bağlı olarak gelişen ya da kalabalık ortamlarda dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan normal bir yangın dahi, tek başına bir afet kaynağı olabilir. Ancak bu başlık altında özellikle, deprem gibi diğer afetler tarafından tetiklenerek ortaya çıkan yangınlar incelenecektir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında Tüpraş tesislerinde çıkan endüstriyel yangın, bölgeyi dört gün boyunca tehdit etmiş, bu depremin yaklaşık 3 ay ardından gerçekleşen Düzce Depremi ise nisbeten kış aylarına denk düştüğünden, devrilen soba ya da ocaklar nedeniyle, çok sayıda yapıda aynı anda yangınlar ortaya çıkmıştır. Benzer yangın örnekleri ülkemizde daha eski tarihlerde gerçekleşen depremlerde de yaşanmıştır ve yalnızca ülkemize ait bir problem değildir. 1 Ocak 1995 Kobe Depremi (Japonya) sırasında, aynı anda 285 yangın çıkmıştır. Ayrıca daha sonraki tarihlerde de gaz kaçakları ve elektrik bağlantısına bağlı yangınlar gerçekleşmiştir. Sonuç olarak 7071 bina, yangın nedeniyle tamamen ya da kısmi olarak yanmış (834.663 m2 kapalı alan tamamen yanmıştır), yangına bağlı çok sayıda ölüm gerçekleşmiştir. Müstakil evlerin önemli bir kısmında ahşap malzeme kullanılan A.B.D. California eyaleti itfaiye departmanının araştırmalarına göre, bir deprem sonrasında itfaiyenin her yere aynı anda yetişmesi mümkün olmadığından, yeni başlayan bir yangın, ortalama 40 evin yanmasına neden olabilmektedir. Tahmin edilebileceği gibi bir afet olayı sonrasındaki yangınların, hem çıkış nedenleri hem de müdahale ortamı açısından, normal koşullardaki bir yangından oldukça farklı yönleri bulunmaktadır. Yangının hızlı büyüyebilme ve yayılabilme kapasitesi nedeniyle itfaiye, normal koşullarda ihbar aldığı herhangi bir yangın olayına müdahale ederken, beş dakika içinde olay yerindeki müdahaleyi başlatmayı hedefleyerek yola çıkacaktır. Günlük hayat içerisinde olay yerine ulaşmak için dar sokaklar, sıkışık trafik ve kötü park etmiş araçlar gibi birçok faktörle uğraşan itfaiye, afetlerde çok daha büyük sorunlarla karşılaşmaktadır. Deprem gibi afetlere bağlı olarak gerçekleşen yangınlara müdahale konusundaki güçlükler incelendiğinde, temel olarak aşağıda belirtilen başlıkları saptamak mümkündür: • Aynı anda çıkan yangın sayısı itfaiye kapasitesinin çok üzerinde olabilir. Bu durum itfaiye için öncelik belirlemeyi ve en önemli olaya ilk olarak müdahale etmeyi gerektirecektir. Bu durumun bir diğer anlamı ise, itfaiyenin her yangına hemen ulaşmasının mümkün olamayabileceğidir. • Aynı anda telefon hatlarına yüklenilmesi, sistemin kitlenmesine ve acil yardım ihtiyacı duyan bireylerin, ilgili kurumlara (konumuz gereği buradaki kurum itfaiyedir) ihbar iletememesine neden olmaktadır. Bu duruma bağlı olarak itfaiye, birçok yerdeki olayı hızlı bir şekilde haber alamamaktadır. • Yıkılan binalar, devrilen ağaçlar, direkler, üst geçitler, kaza yapan ya da yol ortasında terk edilen araçlar, bölgeden biran önce uzaklaşmak için yola çıkmaya çalışan insanların yarattığı sıkışık trafik koşulları gibi birçok engel, itfaiyenin olay yerine varmasını geciktirebilir ya da olanaksız hale getirebilir. • Depremin gerçekleştiği yerleşim yerindeki alt yapının yetersiz olması halinde, normal koşullarda itfaiyenin su temin etmesini sağlayan boru hatlarının kırılması ve hidranlara su gelmemesi söz konusu olabilir. Bu durumda itfaiye, bir yangına müdahale etmesini sağlayan önemli bir kaynaktan, su’dan mahrum kalabilir, ya da suyu temin etmek için uzun mesafeler kat etmesi gerekebilir. • Yangın olaylarının tehlikeli maddeler ile ilişkili olması halinde birden fazla kurumun müdahale alanına girmesi söz konusu olabilir. Örneğin doğal gaz hatları ile ilgili bir yangın probleminde; doğal gaz hatlarından sorumlu olan kurum, itfaiye, elektrik ve emniyet kurumlarının her birinin aynı anda müdahale alanında bulunması gerekli olabilir. Ancak bir afet olayının ardından tüm kurumların zamanında müdahale etme imkanı bulunmaması söz konusu olabilecektir. • İtfaiyenin kendisi de afetten etkilenmiş olabilir. İtfaiye personeli, binası, ya da araçlarının depremden zarar görmesi söz konusu olabilir. Konu yangın çıkış nedenleri açısından incelendiğinde, günlük yaşamımızda gerçekleşen yangınlar ile afetin tetiklemesiyle gerçekleşen yangınlar arasında da farklılıklar olacağını öngörmek, gerçekçilik olacaktır. Günlük yaşamımızda gerçekleşen yangınların çıkış nedenleri ve yüzde olarak oran değerleri, yerleşim yerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Örneğin İstanbul için çoğunluk yangın nedenleri sigara kazaları, baca temizliği ve elektrik hataları olabilirken bu durum sobaların daha sık kullanıldığı bir ilde soba kazaları açısından değişiklik gösterebilir. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren değerlere bağlı kalarak bir ulusal değer elde etmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Ancak söz konusu olan deprem gibi bir afete bağlı yangınlar olduğunda, diğer konulara ek olarak aşağıdaki tehlikelerin altını çizmek önem taşır: • Devrilen ocak, soba ve yanma ile ilgili tüm cihazlar yangın nedeni oluşturabilirler. Ayrıca yapı içinde mahsur kalınan ortamlarda baca problemlerine bağlı boğulmalar söz konusu olabilir. • Kopan gaz boru hatlarına bağlı olarak gerçekleşebilecek yangınlar. • Elektrik ve diğer kıvılcım çıkaran koşullar ile gaz kaçağının bir araya gelmesi ile oluşabilecek yangınlar, patlamalar, elektrik şokları (bu durum jeneratöre sahip yapı ve tesislerde özellikle önem taşımaktadır). • Bacaların tahrip olmasına bağlı olarak gerçekleşebilecek problemler (boğulma ve yangın olayları). Bir deprem sonrasında bacalar kontrol edilmediği müddetçe ateş yakılmaması tercih edilmelidir. ÖNLEMLER YANGIN TESBİT VE SÖNDÜRME YÖNTEM, MALZEME VE TEKNOLOJİLERİ Duman Dedektörleri Testler; ionizasyon ya da fotoelektrik metodu ile çalışan duman dedektörlerinin, çoğu yerleşim yeri yangınında evde yaşayanlar için yeterli kaçış süresini verdiğini göstermiştir. Iyonizasyon metodunu kullanan duman dedektörleri, alevli yangın koşullarında fotoelektrik dedektörlerden biraz daha önce çalışmaya başlamakta; fotoelektrik duman dedektörleri ise alevsiz yangınlarda (az alevli ya da gözle alevin seçilemediği koşullar) iyonizasyon metodunu kullanan duman dedektörlerinden daha hızlı çalışmaktadır. Tavana yerleştirilmesi durumunda dedektörler duvardan minimum 4 inch mesafeye sahip olmalıdır. Eğer dedektör duvara yerleştiriliyorsa; dedektörün üst kısmı tavandan 4-12 inch mesafede olmalıdır. Los Angeles şehrinde duman dedektörleri her yatak odası ve bu odalara girişi sağlayan bölüm için zorunludur. Enerjilendirme açısından iki tür dedektör söz konusudur. Bir kısmı normal elektrikten yararlanmakta diğer bazı modeller ise enerji ihtiyacı için pil kullanmaktadır. Aynı zamanda hem elektrikle hem de cereyanın kesik olduğu koşullara uygun olarak pille de (ikisi birden) çalışan dedektör modelleri mevcuttur. Her ikisi de istenen emniyet standartlarını karşıladığından; fotoelektrik ya da iyonizasyon metodunu kullanan duman dedektörlerinden hangisini tercih ettiğiniz ise sizin seçiminize bağlıdır. Eğer pille çalışan dedektörler kullanıyorsanız; bakımlarına da dikkat etmeniz gerekecektir. Pillerinin her an için dolu olmasını sağlamanız gerekir. Düzenli olarak pillerini değiştirin. Yangın harici koşullarda dedektörün çalışması söz konusu oluyorsa (duş alırken ya da yemek buharından v.b.), pilleri çıkarmayın ya da elektrikten çekmeyin. Bu tür problemleri başka yöntemler kullanarak çözmeye çalışın (dedektörün yerini değiştirmek ya da duşa pimapen taktırmak v.b.). İstatistikler; yerleşim yerlerinde gerçekleşen ve ölüme neden olan yangınlarda yaşamlarını kaybedenlerin %60’ının duman dedektörünün olmadığını, pillerinin bitik olduğunu ya da dedektörlerini devreden çıkardıklarını göstermektedir. Dedektörlerin pillerini her 6 ayda bir değiştirmeyi unutmayın. Bu işlem; dedektörü elektrikli süpürge ile süpürmek ve içinde biriken tozu almak için de iyi bir vesile olacaktır. Tozun alınması; cihazın hassasiyetinin korunmasını ve gerektiği zaman daha doğru çalışmasını sağlayacaktır. Eğer dedektörünüz elektrikle çalışıyorsa cereyan kesilmesi durumuna karşılık pille çalışan ikinci bir dedektörü diğerinin yanına ya da başka stratejik yerlere yedek emniyet olarak takmanız da söz konusu olabilir. Dairede yaşayan bireylerin fiziksel engelli ya da çok ileri yaşta olması gibi koşullar söz konusuysa bazı özel önlemler almak gerekebilir. Temel bir kural olarak; tahliye süresi daha da uzun olacağından bu bireylerin yangından korunma süreleri daha uzun olmalıdır. Alarm cihazlarının bir güvenlik firmasının alarm masasına bağlı olması ve buradaki bireylerin itfaiyeyi aramalarının sağlanması, işitme engelli bireyler için dedektör alarmının ışık sistemine bağlı olması gibi örnekler bu uygulamalara dahil edilebilir. Sınırlama Dahili yerlerde, kapıları kapatarak yangını sınırlama imkanı son derece önem taşır. Dışarıya kaçarken, odaların ve koridorların kapılarını duman ve ısının dağılımını kısıtlamak için kapatın. Yaratıcı Kaynaklar Bazen, eldeki bir takım malzeme ve ekipmanın kullanılması gerekli olabilir. Örnekler içinde: - Kuyular ve yüzme havuzları ve kovalar - Kargı, toprak veya kum ve kürekler - Bahçe hortumu ve merdivenler (ikinci kat veya tek katlı yapılarda çatı için) Taşınabilir Yangın Söndürücüler Taşınabilen yangın söndürücüler, küçük yangınları söndürmede paha biçilmez aletlerdir. İyi hazırlanmış bir ev veya işyerinde en az iki tane olmalıdır. Yakıtın cinsi, yangınla mücadele için hangi yöntemi seçmeniz gerektiğini belirler. Bu bölüm, acil durumda en kolay ulaşılabilen kaynak olarak taşınabilir yangın söndürücüleri anlatacaktır. Söndürücü Parçaları, Standartları Ve Etiketleme Taşınabilir yangın söndürücüler aşağıdaki parçalardan oluşur: • Basınç saati. • Hortum. • Silindir gövde. • Tetik ve taşıma kulpu. Bu parçalar aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Şekil II – 13

Taşınabilir Yangın Söndürücünün Parçaları Taşınabilen yangın söndürücüler, Türk Standartları Enstitüsü tarafından derecelendirilmiş ve onaylanmış olmalıdır. Yangın söndürücüler, yangın türlerine göre etkinlikleriyle ve buna bağlı olan güç ve yeterlilikleriyle derecelendirilir ve üretici tarafından etiketlenmiş olması zorunludur. Aşağıdaki şekilde bir üreticinin etiket örneği verilmiştir. Şekil II – 10.

Üreticinin Etiketi Her üreticinin etiketi, aynı zamanda yangın söndürücü için müdahale edilebilecek yangın türlerini ifade eden yangın sınıflandırmasını da gösterir. Söndürücü Çeşitleri Temel olarak beş çeşit yangın söndürücü vardır: • Su • Kuru kimyasal • Halon • Karbondioksit • Köpük Yangının türüne göre, doğru yöntem ve maddenin seçilmesi son derece önemlidir. Bir sonraki sayfada bulunan Şekil II-11’de farklı yangın tipleri için uygun yöntemler ve etkili maddeler gösterilmiştir. Farklı yangın söndürücülerin özellikleri ise aşağıda ve Sayfa II-24 de listelenmiştir. Sulu Yangın Söndürücüler Sulu yangın söndürücüler, A tipi yangınlarda ısının ortadan kaldırılması için çok iyidirler. Sulu yangın söndürücüleri kullanırken, aşırı basınçlı suyun, hafif ağırlıktaki maddeleri sıçratıp dağıtarak yangının yayılmasına katkıda bulunmaması için çok dikkat edilmelidir. Taşınabilir sulu yangın söndürücülerin ortak özellikleri şunlardır: • Kapasite. Standart büyüklük 10 litre. • Mesafesi. 10-13 m. • Basınç. 110 psi.

YANGIN TÜRÜ SÖNDÜRME MALZEMESİ YÖNTEMİ Normal Malzemeler Su, Köpük Isıyı kaldırır. Oksijen ve ısıyı kaldırır. Kuru Kimyasal Zincirleme reaksiyonu bozar. Yanıcı Sıvılar Köpük CO2 Havayı (oksijen) kaldırır. Kuru Kimya, Halon, Halokarbon Zincirleme reaksiyonu bozar. Yanıcı Gazlar Kuru Kimya Halon, Halokarbon Havayı (oksijen) kaldırır. Zincirleme reaksiyonu bozar. Metaller Özel Malzemeler Genellikle havayı (oksijen) kaldırır. Elektrikli Cihazlar CO2 Havayı (oksijen) kaldırır. Kuru Kimya, Halon, Halokarbon Zincirleme reaksiyonu bozar. Şekil II – 11 Yangın Çeşitleri, Yangın Söndürmede Etkili Maddeler ve Yöntemler Kuru Kimyasal Söndürücüler Kuru kimyasal söndürücüler yaygın olarak kullanılmaktadır. Sıradan kuru kimyasal söndürücülerde sodyum bikarbonat vardır ve B ve C tipi yangınlarda etkilidirler. Çok amaçlı kuru kimyasal söndürücüler, monoamonyum fosfat içerirler ve sınıf A ve C yangınlarda etkilidirler. Her iki çeşit kuru kimyasal söndürücü de zehirsizdir. Her ikisini de, katılaşmasını önlemek için ayda bir ters çevirmelidir. Kuru kimyasal söndürücülerin ortak özellikleri şöyledir: • Kapasite. Yaklaşık 10-20 saniyelik boşalma zamanı. • Mesafe. 3-5 m. • Basınç. Saniyede 175-250 psi Diğer Tipteki Söndürücüler Hala kullanılmakta olsalar da, karbondioksit, halon ve köpük söndürücülere daha az rastlanmaktadır. • Karbondioksit Söndürücüler: C tipi yangınlarda kullanılırlar ve B tipi yangınlarda da etkilidirler. Tekrar fışkırma potansiyellerinden dolayı, A tipi yangınlarda kullanımları kısıtlıdır. Bunlar, oksijen oranını düşürerek yangın söndürürler. • Halon Söndürücüler B ve C tipi yangınlarda etkilidirler. Halon, düşük konsantrasyonda veya kapalı olmayan sahalarda kullanıldığında zehirsiz ve temiz bir maddedir. Bununla beraber, çevreye olumsuz etki yapma potansiyelinden dolayı halon söndürücüler artık kullanılmamaktadır. • Köpük Söndürücüler, özel uygulamalarda kullanılır, pahalıdır ve itfaiye teşkilatı haricinde kullanımı pek yaygın değildir.

YANGIN SÖNDÜRÜCÜ ÇEŞİTLERİ CALİFORNİA Yangın söndürme tüplerinin üzerinde belirli standart ve testlerden geçtiğini ifade eden “Underwriters Lab. ya da Fabrika Test Lab. damgası olmak zorundadır. “Underwriters Laboratory” daire içinde “U” ve “L” harfleri ile ifade edilmektedir. Bu etiketin altında ise bazı harf ve rakamların bulunduğu “yangın sınıfları”na ait belirtmeler görülecektir. Örneğin “2-A:10-BC” v.b. Bu sembollerden rakamları çıkaracak olursanız, geriye “ABC” harfleri kalacaktır. Bu rakamlar yangın söndürme tüpünün hangi sınıftki yangınlara karşı etkili olduğunu belirtmektedir. Yukarıdaki örnekteki yangın söndürücü “ABC” sınıfındaki yangınları söndürebilmektedir. Bir başka örnekte “60-BC” görmeniz durumunda bu söndücünün “BC” sınıfındaki yangınlara müdahale etmek amacıyla kullanıldığını anlayabilirsiniz. SULU SÖNDÜRÜCÜLER Paslanmaz çelikten yaklaşık 35 lb. Ağırlığında 2.5 galon su içeren söndürücülerdir. Yaklaşık 1 dakika boyunca çalışabilirler ve 35 ft. Mesafeye su püskürtürler. Bu söndürme malzemesi yalnızca “A” sınıfı yangınlar için geçerlidir. Elektrik yangınları ya da yanıcı sıvı yangınlarında kullanılamazlar. Bu tür söndürücüler; özellikle sprey formu elde etmek için çıkış ucuna elinizi koyduğunuzda daha iyi söndürme yapmaktadırlar.

KURU KİMYEVİ SÖNDÜRÜCÜLER – ÖNERİLEN Genel amaçlı en iyi söndürücü türüdür. “BC” ya da “ABC” sınıfları için kullanılan örneklerini bulmak mümkündür. Değişik boyutlarda bulunabilir. 8-12 ft. arasında toz püskürtüler ve yaklaşık 10-20 saniye dayanırlar. Ev kullanımı için ideal malzemedir. Kullanıldıktan sonra ortalığı toz içinde bırakmaları söz konusuysa da zehirsizdirler. Her ev için 2 kuru kimyasal tozlu yangın söndürme tüpü öneriyoruz (iki katlı evlerde her kat için bir tüp şeklinde de kullanılabilir). Kuru kimyasal tozlu bir söndücüdeki oranlar en az “2A:10-BC” olmalıdır. Bu söndürücüler; deprem anında savrulmamaları için sağlam montaj bantları, ile alınmalıdır. Model olarak hortumlu uç ve metal kafası olanlar tercih edilmelidir.

KARBONDİOKSİT SÖNDÜRÜCÜLER Bu söndürücüler yalnızca “BC” sınıfı yangınlarda etkilidirler. Bu tür söndürücülerde basınç saati bulunmaz. Yaklaşık 2-5 ft. mesafeye kadar püskürtme yapabildiklerinden ateşin olduğu yere çok yaklaşmak gerekir. Aşırı soğuyacağından ve tutulması durumunda el yapışması riski olduğundan, koni şeklindeki uca ve metal gövdeye elle dokunulmaması gereklidir. HALON SÖNDÜRÜCÜLER Bu söndürücüler de yalnızca “BC” sınıfı yangınlarda etkilidir. Çeşitli boylarda satılırlar. Özel malzemeler için kullanımı düşünülerek elektronik sektöründe ve uçaklarda kullanılırlar. Bu söndürücülerin eski modellerinin yeniden dolumu; ozon tabakasına zarar vermeleri nedeniyle yasaklanmıştır. Yeni formülleri ile ozona zarar vermeden çalışan modelleri üretilmiştir. Söndürücü Bakımı Söndürücü Kullanımı Söndürücüleri daima dik tutarak çalıştırın. Aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi, taşınabilir yangın söndürücü çalıştırmada unutulmaması gereken şudur: P.A.S.S. Pimi çek, Ateşe Yönelt, Sık, Süpür. Yangın söndürücüyü, yangının çıktığı noktaya (kaynağına) doğrultun. Şekil II – 14 P.A.S.S. Dahili Yangın Dolapları Dahili, Su ile Çalışan Yangın Muslukları: Büyük işyerlerinde ve apartmanlarda, çalışanların veya apartman sakinlerinin kullanabilmesi için su ile çalışan, dahili yangın musluklarının bulunması gerekir. Yangın Dolabı Çeşitleri Bu yangın muslukları, genellikle 25-30 metre uzunluğundadır. Basınca bağlı olmak üzere dakikada 0.5 tona kadar su nakledebilirler. NOT: Bir dahili yangın musluğu kullanırken üç kişilik ekipler halinde çalışın. Bir kişi hortumu tutar, diğeri hattan havayı boşaltır ve üçüncüsü su basıncını ayarlar. Bina içi için hazırlanan yangın muslukları temel olarak iki modelden oluşur. Bir tip, branda gibi bir kumaştan imal edilmiş hortuma sahiptir ve kullanım sırasında bu hortumun sonuna kadar açılması gereklidir. Eğitim veya kullanım amacıyla açılması durumunda daha sonra çürümemesi için kurutulmalıdır. İkinci bir tipte ise hortum içi kauçuk benzeri bir malzeme ile kaplıdır ve gerektiği kadar açılarak kullanılır. Bu hortum tipine sahip olan musluklarda kullanım sonrasında kurutma gerekmez. Basınç ve Su Kaynağı Soğutma Sistemleri Soğutma Sistemleri: Büyük işyerlerinde ve apartmanlarda, su ile çalışan ve duman sensörüne bağlı olarak devreye giren soğutma sistemlerinin bulunması gerekir. Tavanlara yerleştirilen bu sistemler duman hissettiklerinde fıskiye şeklinde su sıkarak soğutma yapmayı hedeflerler.

SU PÜSKÜRTÜCÜLER CALİFORNİA Bazı bölgelerde belli tür yerleşim yeri ve yapılarda su püskürtücülerin kullanımı zorunlu tutulmuştur. Eğer evinizde sü püskürtücü varsa genellikle sigorta primleri düşer. Eğer evinizde bu tür bir tesisat varsa sigorta sorumlusuna bunu anlatmayı ihmal etmeyin. Su püskürtücülerin belki de en önemli avantajı; yeni başlamış yangınların yayılmasını engellemeleri, yangını başladığı mekanla sınırlamalarıdır. Asla su püskürtücü başlıklarına birşeyler asmayın. Böyle bir uygulama kazayla sistemi işletmeye başlatabilir, bu durum hem durup dururken maddi zarara hem de ihtiyacınız olduğunda sistemin çalışmamasına neden olabilir.

Dış linklerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.